Yurdumun İnsan Manzaraları ve Toplumsal Yozlaşma: Nerede Hata Yapıyoruz?

Günümüzde yurdum insanının sosyolojik profiline baktığımızda, dikkat çekici ve bir o kadar da düşündürücü bir tabloyla karşılaşıyoruz. Karşılaşılan tüm olumsuz hadiseleri yalnızca "hükümetin beceriksizliği" olarak yorumlama kolaycılığına kaçan bir kitle var. Çözümü kendisi üretebilecekken dahi devletten bekleyen, tabiri caizse yatarak bir hayat sürme çabası içine girenlerin sayısı azımsanmayacak boyutta.

Peki, sorun sadece yönetimde mi, yoksa aynaya bakma vaktimiz geldi mi?

Akrabalık mı, Komisyonculuk mu?

Toplumsal bağlarımızın temeli olan yardımlaşma duygusu, yerini ne yazık ki maddi çıkarlara bırakmış durumda. Bir kiracı ev ararken en yakınından yardım istese, o yakın kişi bu yardımı "akrabalık hukuku" için değil, arada kazanacağı komisyon için yapar hale geldi.

Birine "bir perdeci bul" deseniz, sizi en iyi esnafa değil, kendisine komisyon verecek olana yönlendiriyor. Akrabalıklar, dostluklar ve kardeşlikler dahi maddi menfaat ve çıkar ilişkileri üzerine kurulmuş bir yapıya dönüşüyor.

İş Ahlakı ve Kul Hakkı Sınavı

Siyasi görüşü veya inancı ne olursa olsun; sağcısı, solcusu, dindarı ya da seküleri fark etmeksizin iş dünyasında acımasız bir düzen hâkim. İşçisini haftanın 6 günü, günde 10 saat asgari ücrete çalıştırıp "fazla mesai" kavramını aklının ucundan bile geçirmeyen patronlar, kul hakkını ortadan kaldıran bir yapı inşa ediyorlar.

Eskilerin "Müşteri velinimetimizdir" düsturu, yerini ticarette yalan söylemeyi "delikanlılık" veya "iş bilirlik" sayan bir anlayışa bıraktı. Zengin, zenginliğe doymuyor; fakir ise kendi tembelliğini veya başarısızlığını doğrudan Cumhurbaşkanlığına veya hükümete fatura ediyor.

"Benim Evim Temiz, Sokak Beni İlgilendirmez"

Yurdum insanının en büyük çelişkilerinden biri de temizlik anlayışıdır. Evinin içini "bal dök yala" yapan insanımız, kapıdan dışarı adımını attığı an elindeki çöpü parka, bahçeye, yola fütursuzca atabiliyor.

Çekirdek çitleyip kabuklarını çimlere atanlar, otobüs duraklarını kirletenler, sigara izmaritlerini sağa sola savuranlar... Bu davranışlar, kamusal alana saygının yitirildiğinin en açık göstergesidir.

Etiket Merakı ve Makam Sarhoşluğu

Bir makama gelen veya "Ben Üniversiteliyim", "Ben Mühendisim", "Ben Öğretmenim" diyenler, bu unvanları topluma hizmetten ziyade, kendilerini başkalarından üstün görme aracı olarak kullanıyorlar. Mevki sahibi olmayanın "adam yerine konulmadığı" bu düzen, insan onurunu zedeleyen ciddi bir sorundur.

Unutulmamalıdır ki; uzayı da fethetsek, insan onuruna yakışır davranmayı nesillerimize öğretmedikçe bu memleketin düzelebilesi mümkün değildir.

Hastanelerden Trafiğe: Kuralsızlık Hâkimiyeti

Avrupa standartlarında hastanelerimiz var ancak içindeki işleyişte insan faktörü sınıfta kalıyor.

  • Artistlik peşinde koşan veya yerinde durmayan doktorlar,

  • Güvenliği sağlamak yerine sigara içen görevliler,

  • Hastayla ilgilenmek yerine TikTok çeken hemşireler,

  • Doktora bağıran, yaşlıya veya hamileye sırasını vermeyen sabırsız hastalar...

Benzer kaos trafikte de mevcut. Magandaların sebep olduğu kazalar, yayaya saygı duymayan şoförler, devletin yolunu babasının malı gibi işgal edenler ve engelli yollarına park edenler... Kurallara uymayanlara ceza kesildiğinde ise suçlu yine kendileri değil; hükümet oluyor. Cezayı ödemeyip af bekleyen, icralık olunca "Devlet nerede?" diye bağıran, sövgüyü kendine hak gören bir anlayışla karşı karşıyayız.

Sonuç: Değişim Bireyde Başlar

Kimse kuralları takmıyor, uyaran azınlık ise hışma uğruyor. Yurdum insanının bu ve benzeri anlayışları değişmedikçe, hükümet kim olursa olsun iki yakamızın bir araya gelmesi zordur. Başka kültürlerin etkisinde savrulmaya devam ederiz.

Biz Müslüman bir toplumuz ve "kul hakkı" kavramını hayatımızın merkezine koymalıyız. Ancak bireysel sorumluluklarımızı yerine getirdiğimizde ve birbirimizin hakkına riayet ettiğimizde toplumsal huzuru bulabiliriz.

Vesselâm!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.