Mustafa Cemal TOMAR

Mustafa Cemal TOMAR

TAKVA EHLİ MAKAM EHLİNDEN YEĞDİR

TAKVA EHLİ MAKAM EHLİNDEN YEĞDİR

Hz. Ömer ra. halife iken bir gün sokaklarda dolaşırken; yaşlıca bir kadına rastlar ve ona;

-Ömer'i nasıl görüyorsun? Sorusunu sorar.

Kadın cevaben;

- Bu ara çok elbise değiştirdiğini görüyorum cevabını verir.

Bu cevap karşısında Hz.Ömer ra. durumu farkeder, kadını haklı görür, tefekküre dalar, Ömer de kim oluyor? der, "Emir-al mü'miniin" olduğu halde asla tekebbür göstermez, "kadın bana büyük ders verdi" diyerek kendine çekidüzen verir. Tam bir tevazu örneği göstererek bize güzel örnek oluyor. Olaylar karşısında tam bir müslüman tavrı gösteriyor. Makamını ve mevkisini arkaya, takvasını öne alıyor.

Bir kaç gün evvel bir arkadaşımla beraber otururken yanımıza biri geldi. Yanımda oturan arkadaşımın arkadaşıymış. Aile doktoru olduğunu söyledi.

Ziraat mühendisiyle tarımı, öğretmenle eğitim-öğretimi, inşaat mühendisiyle inşaatı, iktisatçıyla ekonomiyi konuşmak tabii bir durumdur. Bu durumu gözönünde bulundurarak konu hastalıklara geldi. Pandemi sürecinde "Bilim Kurulu"na BİLL'in kurulu diyen onlarca doktor ve stratejik uzmanı dinlemiştim. Onlardan etkilenerek koronayı iki defa geçirmeme rağmen ne aşı oldum, ne test yaptırdım ne de ilaç kullandım.

Son zamanlarda 50 yaş altı kalp krizi geçirerek ölenlerin sayısında büyük artış var, beyne pıhtı atılarak felç olanlar var. Bu durumun aşıyla bir ilgisi olup olmadığını doktor beye sordum. Dk. Bey Sağlık Bakanlığı'nda yapılan bildik açıklamaların dışında bir şey söylemedi. Bunun üzerine; sorduğum sorular size bir bakış.açısı oluşturmuyor mu? Bildik cevapların dışında bir şey söylemiyorsun deyince; cellanalarak "tıp fakültesi bitirdim, yılların doktoruyum, senin branjın nedir ki, sen bana bakış açısı oluşturacaksın" dedi.

Arif ve alim olan adam olaylar karşısında celallanmaz, olaylardan ders çıkarmasını bilir, duruma göre yerde yürüyen karıncadan bile ders alır dedim. Öyle kızacağınızı bilseydim size öyle yaklaşmazdım dedim.

Burada bahsettiğim kişinin tavrı ise şeytani tavırdır. Nefsine esir düşmüştür, bitirdiği üniversiteyi başa kakandır, ben bilirim sen bilmezsin tavrıdır, kötü davranışa verilecek bir örnektir.

Geri kalmış toplumlarda sık sık böyle davranışlar sergileyen kere rastlamak mümkündür. Medeni insan tevazu sahibidir. Makamdan güç almaz, makama güç katar, malla, makamla, ilmiyle övünenler cahiliye döneminin insanlarıydı.

Daha sonra hatasını anlayarak özür diledi, özür dilemek de bir erdemliktir.

Prof. Süleyman Ateş yıllar önce bir kanalda canlı yayındaydı. Proğrama gözüm takıldı. Dinlerken konu ile alakalı soru sormak üzere canlı yayına bir izleyici katılır, hocaya soru sormadan evvel tartışılan konu ile ilgili Ayetler ve ardından Hadis-i şerifler okuyup hocaya soru yöneltir. Hoca Hadis-i şeriflere karşıdır. Soru karşısında sıkışınca "senin mesleğin nedir" diye adama sorar. Adam esnaf olduğunu söyleyince; Prof. Ateş: "Sen işine bak, bu konuları uzman olanlar konuşur, bir daha konunun uzmanı olmayan kimseleri canlı yayına bağlamayın" diyerek modetörü azarlar. Hocanın egosu tavan yapmış, benim nazarımda şeytani bir misal sergilemiştir. " Hiç ummadığın taş baş yarar" demiş atalarımız. İlla da devlet tarafından bir sıfat mı almak gerekiyor. Kişi kendini hayat mektebi içinde yetiştirmiş, uzman dediğiniz kimselerin önünde bir bilgiye ve de tecrübeye sahip olabilir.

Servet, şehvet, şöhret insanı yoldan çıkarmalıdır. Makam,rütbe insana geçici olarak verilen sıfatlardır. Bunların hiç birisi üstün olduğumuzu göstermez. Hak Teâlâ "ma eğnâ anhu maluhu" malı ve zenginliği O'na fayda vermedi" buyuruyor. Biz bu dünyada kiracıyız. Hepimiz doğrusu ölümü bekliyoruz. Amacımız rRıza-i Bariy-i kazanmak olmalıdır. Makamlarımızı başa kakmayalım. Önemli olan Hak Teâlâ'nın verdiği makamdır. Hak Teâlâ Hucurat Suresi Ayet:13 - "Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır" buyurmaktadır. Bu ayet-i kerimede kime makam verildiği açıkça beyan ediyor. Takva ehli olanlardan olmak umuduyla Allah Teâlâ'ya emanet olunuz.

18.09.2023

M.Cenal TOMAR

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.