ABD’nin İran Çıkmazı: Pentagon’da İstifa Sesleri, Sahada Mağlubiyet Rüzgarları

Orta Doğu’da kartlar yeniden karılırken, Washington ve Tel Aviv hattında planlanan "mutlak zafer" senaryoları birer birer çöküyor. Harbin 35. gününe geldiğimizde, ABD’nin İran’a karşı başlattığı bu yüksek gerilimli hamlenin neden "ölü doğmuş bir bebek" olduğunu artık daha net görüyoruz. Aslında her şey, o meşhur deyimle başladı: İlk düğmeyi yanlış iliklediler.

İran’ı sadece hava taarruzlarıyla dize getirebileceğini sanan ABD stratejistleri, bugün büyük bir hüsranla yüzleşiyor. Sadece teknik bir hata değil, sosyolojik ve psikolojik bir kırılma da yaşanıyor. Donald Trump ve Benjamin Netanyahu ikilisi için hayati önem taşıyan bu savaşta, en kötü haber bizzat kendi ordularından geldi: Asker savaşmak istemiyor!

Pentagon’da Çatırdama: Generaller Neden Emekli Oluyor?

Tarihler 3 Nisan 2026’yı gösterdiğinde, ABD askeri bürokrasisinden gelen haberler deprem etkisi yarattı. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Randy George’un ani emekliliği, ardından General David Hodne ve Dan Driscoll gibi isimlerin tasfiyesi, Pentagon’daki derin çatlağı tescilledi. Görünen o ki, ABD’nin kara generalleri, İran’a yönelik olası bir kara harekâtının "Vietnam’dan beter" sonuçlar doğuracağını görüyor ve bu vebalin altına girmek istemiyorlar.

Hatta havacı kökenli Genelkurmay Başkanı Dan Caine ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in bile bu savaşa en baştan şerh koyduğu artık bir sır değil. Gerald Ford uçak gemisinde yaşanan ve 30 saat süren gizemli yangınlar, askerlerin "biz bu savaşın parçası olmak istemiyoruz" mesajını teknik arızalar üzerinden verme biçimi midir? Tartışılır. Ancak kesin olan şu: Motivasyonunu Gazze'de bırakan, Güney Lübnan'da ise tankından başını çıkaramayan bir orduyla zafer kazanılamaz.

Nükleer Çılgınlık Bir Kurtuluş mu?

ABD ve İsrail için savaşı kazanma ihtimali "sıfıra yakın" dedik. Peki, bu denklemi ne bozar? Tek bir korkunç ihtimal: Nükleer silah kullanımı. Eğer 50’ye yakın nükleer başlık kullanıp 30 milyon masum insanı katletmeyi ve radyasyonun Çin’den Türkiye’ye kadar tüm coğrafyayı zehirlemesini göze alırlarsa buna "zafer" diyebilirler. Ancak böyle bir çılgınlık, İsrail’in bölgedeki varlığının "gerçekten" sonu olur. Coğrafyanın ve insanlığın hafızası, böyle bir katliamı asla cevapsız bırakmayacaktır.

Dolmabahçe’deki Gizemli Görüşme ve Türkiye’nin Anahtar Rolü

Geçtiğimiz günlerde BlackRock’un sahibi Laurence Douglas Fink ile Cumhurbaşkanımızın Dolmabahçe’de yaptığı görüşme, kulisleri hareketlendirdi. Küresel sermayenin, "Size para ve toprak verelim, İran’a karşı bizimle olun" tarzı bir teklifle gelmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Ancak Türkiye’nin devlet aklı ve feraseti, bu tarz "tuzaklı" teklifleri elinin tersiyle itecek kadar güçlüdür.

Yeni Enerji Rotası: Türkiye "Merkez Ülke" Oluyor

Bu savaşın sonunda ABD’nin NATO’dan çıkma restlerini ve "kaybedenler kulübü"ndeki yerini daha çok konuşacağız. Ancak asıl müjde; Hürmüz Boğazı’nın artık tek çıkış kapısı olmaktan çıkacak olmasıdır. Katar, Irak ve Suudi Arabistan’ın enerji kaynakları, boru hatlarıyla Türkiye üzerinden Avrupa’ya akacak.

Küresel sermaye eğer bir çözüm arıyorsa, savaş çığırtkanlığı yapmak yerine Türkiye’nin merkezinde olduğu bu barışçıl enerji rotasına odaklanmalıdır.

Selâm ve dua ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.