ANAHTAR KİMİN CEBİNDE? BAE'DE PANİK, ETİYOPYA'DA TÜRK MÜHRÜ

Tarih 17-18 Şubat 2026. Dünya sisteminde herkes bir başkasının cebindeki anahtarı çalmaya, kilitleri değiştirmeye çalışıyor. Ama bir gerçek var ki; kapı dönmüş, kilit çoktan değişmiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam 10 yıl aradan sonra Etiyopya semalarında göründüğünde, aslında sadece bir devlet ziyareti yapmıyordu. Abu Dabi’de "pıhtı" atan bir sağlık kriziyle ortalık yangın yerine dönmüşken, İsrailli yetkililerin "yangından mal kaçırır gibi" BAE’ye koşması, ellerindeki o "sahte anahtarın" artık kapıyı açmadığını fark etmelerindendir. Onlar saray koridorlarında yeni bir "mutemet" ararken; Türk Ordusu Almanya’da, NATO’nun kalbinde bayrak gösteriyor, Türk Lideri ise Afrika’nın boynuzunda yeni bir dünya kuruyor.

Nil'in Vanası ve Ankara'nın "Moderatör" Koltuğu

Etiyopya hamlesi bir tesadüf değil, bir **"Beka Operasyonu"**dur. Mısır’ın (Sisi) uykularını kaçıran, 2025 sonu itibarıyla tam kapasiteye geçen Hedasi (Rönesans) Barajı, bugün Kahire için bir varlık yokluk meselesidir. Mısır, Nil suları için Etiyopya ile bir savaşa girerse kendi ipini çekeceğini biliyor.

İşte tam bu noktada Türkiye, Bakan Bayraktar’ın imzasıyla Etiyopya ile "Enerji ve Su İşbirliği" anlaşmasını masaya koydu. Bu anlaşma, sadece elektrik veya türbin demek değildir. Bu, o vananın başında artık Ankara’nın "moderatör" olarak oturduğunun ilanıdır. Mısır artık şunu çok iyi biliyor: Nil’in suyunu "adil" akıtabilecek, savaşı durdurup yaşamı sürdürecek tek güç Ankara’nın sözüdür.

"Siz Bizim Kapımıza Gelirseniz, Biz Sizin Can Damarınıza Gideriz"

İsrail ve BAE (Tahnoon üzerinden), Etiyopya’daki devasa tarım arazileri ve baraj projeleriyle bölgeyi kilitlemeye, Türkiye’yi limanlardan kuşatmaya çalışıyordu. Erdoğan bizzat o kilidin ortasına gövdesini koyarak şu mesajı verdi: "Siz bizim kapımıza (Limanlara) operasyon çekmeye geliyorsanız, biz sizin can damarınıza (Nil’e) gideriz."

Şu an dünya sisteminde "herkes kendi işine bakıyor" gibi görünse de; Türk askeri Avrupa’nın merkezinde, Türk diplomasisi Afrika’nın derinliklerinde bir "adalet terazisi" kuruyor.

Dönerse Senindir, Dönmezse...

BAE’deki o karışık hava, İsrail’in telaşlı trafiği ve kurulan kumpaslar... Hepsi tek bir kapıya çıkıyor. Doğan Cüceloğlu’nun o Yörük anasından öğrendiği bilgelik gibi; "canın büyüğü küçüğü olmaz." Devletlerin de büyüğü küçüğü olmaz, oyunun büyüğü küçüğü olur.

Eğer o milyar dolarlık fonlar, o stratejik ortaklıklar Türkiye’nin liderliğindeki bu yeni dünyaya "dönüyorsa" bizimdir. Dönmüyorsa zaten hiç bizim olmamıştır; biz kendi öz mayamızla, kendi suyumuzla ve kendi ordumuzla yolumuza devam ederiz.

Unutmayın; anahtarı elinde tutan değil, kapının kime açılacağına karar veren hakimdir. Ve bugün o kapı, Anadolu irfanına açılmıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.