Cem MURAT
Beşiktaş’ın Mali Çöküşü: Seba’nın Emaneti Nasıl Borç Bataklığına Saplandı?
Türk futbolunun köklü çınarı Beşiktaş, yeşil sahalardaki mücadelesinden çok mali tablosundaki devasa açıklarla gündemde. Süleyman Seba döneminde "borçsuz ve kasada nakit" ile devredilen o şanlı kulüp, bugün milyarlarca liralık bir borç sarmalının içinde. Peki, Beşiktaş bu noktaya nasıl geldi? Kim ne devretti, kim ne bıraktı? İşte rakamlarla Beşiktaş’ın hazin mali yolculuğu.
Seba’dan Günümüze Borç Kronolojisi: "Tüy Diken Gitti"
Beşiktaş'ın mali disiplinden kopuş hikayesini anlamak için başkanlık değişimlerindeki rakamlara bakmak yeterli. Ortaya çıkan tablo, yönetimin bir bayrak yarışından ziyade borç devretme yarışına dönüştüğünü gösteriyor:
-
Süleyman Seba: Kulübü borçsuz ve kasada nakit parayla devretti.
-
Serdar Bilgili: 17 milyon dolar borçla devretti (Ancak yıllık geliri 61 milyon dolara çıkarmıştı).
-
Yıldırım Demirören: 17 milyon dolarla aldığı borcu, 330 milyon dolara çıkararak devretti.
-
Fikret Orman: Borçları TL'ye çevirdi; 2 milyar 100 bin TL borçla koltuğu bıraktı.
-
Ahmet Nur Çebi: 2 milyar 100 bin TL ile aldığı borcu 8 milyar 400 bin TL yaparak devretti.
-
Hasan Arat & Serdal Adalı Süreci: Borç yükü katlanarak devam etti ve son açıklanan rakamlara göre toplam borç 22 milyar 531 bin TL seviyesine ulaştı.
Şirket Yönetenler Neden Kulüp Yönetemiyor?
Bugün Türk futbolunun zirvesindeki isimlerin birçoğu, holding sahibi, başarılı iş insanları. Koç, Adalı ya da Özbek... Kendi şirketlerinde tek bir kuruşun hesabını dış denetim firmalarıyla yapan, verimlilik peşinde koşan bu isimler, iş kulüp yönetmeye gelince neden sınıfta kalıyor?
Eski bir anektod durumu özetler nitelikte: Demirören Şirketler Grubu’nun hesaplarına bakan bir denetçinin aktardığına göre, merhum Erdoğan Demirören’in; "Oğlum şirketi batıracağına gitsin Beşiktaş’ı batırsın" mantığıyla Yıldırım Demirören’i kulübe yönlendirdiği iddiası, aslında kulüplerin nasıl bir "oyun alanı" olarak görüldüğünün acı bir itirafı.
Menajer Oyunları ve Transfer Hataları
Geçen yılın sadece iki transfer döneminde 4 oyuncuya yaklaşık 40 milyon Euro harcandı. Sonuç? Ortada ne oyuncu var ne de başarı. Şatafatlı imza törenleri, 70 milyon Euro'ya varan bonservisler ve devasa maaş yükleri... Oysa bu yatırımların karşılığında yetişen genç oyuncu sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.
Türk Futbolunun Yapısal Sorunları
-
Dernek Yasası Çıkmazı: Kulüpler hala dernek yasasıyla yönetiliyor ve yöneticiler mali harcamalardan şahsen sorumlu tutulmuyor.
-
Vergi İndirimleri ve Teşvikler: Devletten her türlü desteği alan kulüpler, bu kaynağı üretim yerine tüketime harcıyor.
-
Denetim Eksikliği: Şirketlerdeki o sıkı mali denetimler, kulüp kapısından içeri giremiyor.
Sonuç: Beşiktaş ve Türk Futbolu Nasıl Kurtulur?
Trabzonspor’un bu konuda attığı adımlar takdire şayan olsa da, "Üç Büyükler" için tablo içler acısı. Avrupa’da başarı gelmediği gibi, bahis skandalları ve hakem tartışmaları sporun marka değerini yerle bir ediyor.
Beşiktaş’ın ve Türk futbolunun kurtuluşu; günü kurtaran yıldız transferlerde değil, gerçek mali sorumluluk yasasında, altyapı üretiminde ve şeffaf denetimdedir. Aksi takdirde, her gelen başkanın bir öncekinden daha büyük bir borç devrettiği bu sistemde, "sonu nereye varacak?" sorusunun cevabı maalesef iflastan başka bir şey olmayacaktır.