Ahmet Şükrü KILIÇ

Ahmet Şükrü KILIÇ

Kavramların İhaneti: İttihadın Kaybı ve Darağaçlarının İstiklali

Bir kavram doğduğunda sadece bir kelimeden ibaret değildir; o, bir ahlâkın, bir iddianın ve bir yönelişin tecellisidir. Kavramlar, ilk ortaya çıktıkları anlarda su gibi berraktır. İçlerinde hesap barındırmazlar; yalnızca bir umut, bir davet ve samimi bir arayış taşırlar. Ancak zamanın acımasız dişlileri arasında kavramların kaderi de değişir. Onları taşıyan niyetler kirlendiğinde, kelimeler de asli ruhundan kopup yabancı elbiseler giymeye başlar.

İttihat: Bir Diriliş Çağrısından İtaat Düzenine

İttihat, tarihimizde bir araya gelmenin, ortak bir kaderi paylaşmanın ve parçalanmışlığı aşmanın adıydı. Dağılmış bir milletin ruhunu yeniden toplama çağrısıydı. Ancak bir kavram asli anlamını yitirdiğinde, kelimenin cazibesi hakikate değil, yalnızca kalabalıklara kapı açar. Kalabalıkların toplandığı yerde ise düşünce sessizce geri çekilir.

İttihadın asıl omurgası ictihattır. İctihat, aklın sorumluluğu ve özgür düşüncenin tezahürüdür. İctihadın olmadığı bir birliktelik (ittihat), içi boş bir gövdeden farksızdır. Bu devasa gövde büyüdükçe içindeki ruh küçülür; fikir birliği yerini körü körüne bir itaat düzenine bırakır.

Tarihin İronisi: Hakikatin Ali’sinden "Kel Aliler"e

Tarih, anlam kaymalarının trajik örnekleriyle doludur. Hakikati temsil eden isimler sahneden çekildiğinde, yerlerini isim benzerliği taşıyan ancak ruhu bambaşka olan figürler doldurur.

Örneğin, Hz. Ali adı adaletle, ilimle ve merhametle özdeşleşmiş bir vicdanı çağrıştırır. Ancak tarih bazen karşımıza başka "Ali"ler çıkarır. Adı Ali’dir ama hikâyesi adaletle değil, korku ve baskıyla yazılır. İşte o zaman tarihin o meşhur ve ironik sahnesi kurulur: Hakikatin Ali’sinin yerini Kel Aliler alır.

İstiklal ve Darağaçları

Bir zamanlar "birlik" diyerek yola çıkanların ardında darağaçları yükselmeye başladığında, ittihat artık korkunun diğer adı olmuştur. Bu noktadan sonra istiklal, bir milletin hürriyetini değil, o yükselen darağaçlarının dehşetini temsil eder.

Kavramlar kendilerini koruyamazlar; onları koruyan yegâne güç, arkalarındaki ahlâktır. Ahlâk geri çekildiğinde:

  • Kelimeler kirli niyetlerin hizmetine girer.

  • İttifaklar kendi ruhunu kemirmeye başlar.

  • Savunulduğu iddia edilen hakikat, bizzat onu savunanlar eliyle imha edilir.

Sonuç olarak; asıl mesele kelimelerin ne olduğu değil, onları besleyen vicdanın saflığıdır. İctihatla (özgür akılla) beslenmeyen her ittihat, nihayetinde mutlak bir itaate ve adaletsiz bir korku iklimine dönüşmeye mahkûmdur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.