Kelimelerimizi Kaybettik, Ruhumuzu mu Arıyoruz? Dilimizden Düşen Medeniyet

Günümüzde "âlim" sıfatını taşıyanların suskunluğu, bilginin tebliğ edilmemesi ve cehaletin sorgulanmaması; toplumsal bir kültürel erozyonun habercisi. Bizler, farkında olmadan kendi medeniyetimizin kodlarını, yabancı dillerin ve yaşam biçimlerinin gölgesinde bıraktık. Hz. Peygamber’in (sav) rehberliği yerine, batılı figürleri rol model aldık; İslam âlimlerinin isimlerini unutup, sahada top koşturanların isimlerini ezberledik.

Peki, dilimizden düşen sadece kelimeler mi, yoksa koca bir medeniyet mi?

"Bay Bay" Diyerek Nereye Kaçıyoruz?

Eskiden evden çıkarken edilen dualar, bir zırh gibi kuşatırdı ruhumuzu. Şimdi ise o derinlikli vedaların yerini içi boşaltılmış kalıplar aldı:

  • Selamün Aleyküm yerine "Hallo" veya "Morgen".

  • Allah’a ısmarladık yerine "Bay bay" ya da "Ben kaçtım".

  • Allah zihin açıklığı versin yerine sadece "Başarılar".

Bu değişim, sadece bir kelime tercihi değil; hayatın merkezinden Allah rızasını ve tevekkülü çıkarma çabasıdır. Geleceğe dair plan yaparken "İnşallah" demeyi "fütursuzca konuşmakla" takas ettik. Oysa o bir kelime, acziyetimizi ve yaratıcıya olan güvenimizi temsil ediyordu.

Şaşkınlığımız Bile "Vav"laştı!

Duygularımızı ifade etme biçimimiz de modernleşme adı altında tek tipleşti. Bir güzellik karşısında ruhu titreyen ecdadımız "Sübhanallah" derken; biz bugün "Vay be!", "Vaaaav!" gibi tepkilerle yetiniyoruz. Sevinince "Elhamdülillah" diyerek şükretmek yerine, çığlıklarla "Oley" diyoruz.

Musibet anında "Allah’ın dediği olur" diyerek teslimiyet gösteren o vakur duruş, yerini "Yandım, bittim, mahvoldum" serzenişlerine bıraktı. Kelimelerimiz sığlaştıkça, gönül dünyamız da karardı.

Dua Sigortasını İptal mi Ettik?

Mehmet Kaçar’ın vurguladığı "dua sigortası" kavramı aslında hayatın özeti. Bir işe başlarken Besmele çekmek, her adımda Allah’ı anmak; insanı görünmez kazalardan ve manevi boşluklardan koruyan bir kalkandır. Biz bu sigortayı kendi ellerimizle iptal ettik ve şimdi bozulan psikolojilerimize, bereketini yitiren ömürlerimize çare arıyoruz.

Yeni evlenenlere "Bir yastıkta kocayın, iki cihan saadeti dileyin" demek yerine, sadece "Mutluluklar" deyip geçiyoruz. Oysa o duanın içinde bir ömürlük sadakat ve ahiret yoldaşlığı gizliydi.

Sonuç: Öze Dönüş Mümkün mü?

Allah’ı göklerdeki makamına mahkûm edip, yeryüzündeki işlerimize karıştırmamak; modern insanın en büyük yanılgısı oldu. O’nu dilimizden attıkça, kalbimizden de uzaklaştırdık. Oysa medeniyet dilde başlar. Kelimelerimizi ihya etmeden, ruhumuzu inşa edemeyiz.

Allah sonumuzu hayreylesin ve bizleri yeniden "bilinçle seven" kullarından eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.