"Masumiyet kaybedilen değil, söylendiği gibi kazanılan bir şeyse eğer, bu ancak mahcubiyetle mümkündür. Yetişkin insanın masumiyeti mahcubiyetidir."
Haşmet Babaoğlu, eski notlarını karıştırırken denk gelmiş bu cümlelere. Bende nacizane bir şeyler karalamak istedim.
Bir yaşa gelmiş insanın bir çok hatası, yanlışı mevcuttur. Bunlardan duyulan pişmanlık bir mahcubiyete dönüşmemiş ise, pişmanlık da değildir. Ders de alınmamıştır. MAsum doğduğumuz doğrudur, lakin masum ölmek ne mümkün? Ama mahcub ve pişman olmuş biri olarak ölebilmek mümkündür.
Mahcubiyet için evvela utanmak gerekir, eğer utanma duygusu öldüyse, mahcup olunamaz. Bugün koca bir kuşak, sınırların yokluğunu bir "erdem", utanmazlığı ise "özgürlük" sanıyor. Binlerce yıl boyunca toplumu ayakta tutan o görünmez denetim mekanizması olan "utanç", sistemli bir şekilde ve herkesin çorbaya tuzu eklnerek ortadan kaldırıldı.
Utancını kaybeden bir toplum daha özgür olmaz; sadece daha zalim, daha yüzeysel ve daha yıkıcı olur.
Hiçbir şeyin yanlış sayılmadığı bir yerde, doğrunun da hükmü kalmaz. Bu kolektif hissizlik, mahcubiyeti bir "zayıflık" gibi göstererek bizi en temel insani frenimizden mahrum bıraktı.
Günümüz dünyasında pişmanlık, genellikle sadece bir "yakalanma" veya "işlerin ters gitmesi" sonucu hissedilen sığ bir rahatsızlığa indirgendi. Oysa bir hatadan duyulan pişmanlık, eğer failin yüzünde o asil kızarıklığa, yani mahcubiyete dönüşmemişse, o duygu gerçek bir pişmanlık değildir.
Mahcubiyet içermeyen bir esef, sadece bir sonraki hataya kadar verilen kısa bir moladır; bir ders değil, bir mazerettir. Yetişkin insanı olgunlaştıran şey, hatasını sadece kabul etmesi değil, o hatanın mahcubiyetini bir hırka gibi sırtında taşıyabilme vakarıdır.
Ölüm döşeğindeki bir insanın "hiç lekem yok" demesi, hakikate karşı bir körlüktür. Ancak mahcup ve pişman ölebilmek, insanoğlunun ulaşabileceği en onurlu finaldir. Bu, "Hatalarım vardı, yanıldım ama onların ağırlığını bildim ve bu mahcubiyetle huzura geldim" diyebilmenin huzurudur.
İnsanı suç işlemekten, zulüm etmekten, başkasının hakkını gasp etmekten alıkoyana en güçlü infaz, vicdandır. Lakin hatasız olunamayacağı da muhakkaktır. O sebeple utanmak, yüzü kızarmak, mahcup olmak ve pişmanlık da büyük bir erdemdir.
Çünkü hasletler, ruhun kendi kendini yıkama biçimidir. Ve belki de Rabbimizin karşısına, hiç kirlenmemiş bir çocuk ruhuyla değil; kirlendiğini fark edip mahcubiyetle temizlenmiş bir yetişkin ruhuyla çıkmak, insan olmanın ve insan ölmenin en onurlu halidir.