Adnan ONAY
MADURO VE SOLUN ÇARESİZLİĞİ
Sosyalizm, insani duyguları merkeze alan sınıfsız toplum idealiyle ortaya çıktı. Marks’ın sanayileşmiş ve burjuvazisini topluma hakim kılmış İngiltere gibi ülkelerin dönüşümü üzerinden gerçekleşeceğini öngördüğü sosyalizm, bir köylü toplumu olan Rusya’da gerçekleşti.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adı altında yapılanların birçoğu Marksist ideolojiden ziyade bir tür diktatöryayı andırdığı için Batı cephesinden eleştiriler aldı ve bu eleştiriler çerçevesinde Avrupa’da, İskandinavya’da kapitalizmle-sosyalizm arasında bir model olan sosyal demokrasi ortaya çıktı.
Zamanla bu ülkelerdeki yönetimler git gide kapitalizme daha da yaklaşarak halk desteğini de arkalarına alarak varlıklarını güçlenerek devam ettirdiler.
Ancak,devrimci sol adına ortaya çıkan ve Avrupa ülkeleri gibi sanayileşme sürecini tamamlamamış bazı latin Amerika ülkeleri kapitalizmin acımasız yüzü olan ABD ile restleşmeye girdiler.
Bu restleşme karşısında ABD, bu ülkelere (tüm etki alanlarını kullanarak) ağır ambargolar uyguladı. ABD’nin uyguladığı ambargolar karşısında bu ülkeler zenginliklerini üretime çeviremedikleri gibi ürettiklerini devdünya pazarlarına ulaştıramadılar.
Sonuçta; (Rusya ve Çin gelişmek için kapitalist dünyayla önemli ilişkiler geliştirip güçlenirken) bu ülkeler zamanla iyice fakirleştiler.
Fakirlikle birlikte bu ülkelerde uyuşturucu üretimi arttı ve yeraltı dünyası aracılığıyla uyuşturucu buradan dünyaya dağıldı.
Öyle bir noktaya gelindi ki her türlü doğal zenginliği olan bu ülkeler uyuşturucuyla anılan fakir ülkeler oldular. Bu durumda bile zalim ABD’ye kafa tutmaya, ezilen halklara sahip çıkmaya çalışan onurlu yöneticilerine sahip çıktılar.
Ancak, fakirlik yaygınlaştıkça, insanlar kitleler halinde ülkelerini terkedip komşu ülkelere ve ABD’ye kaçmaya başladılar.
Bu arada ülke içindeki besleme işbirlikçiler de Maduro’yu itibarsızlaştırmak için ellerinden ne gelirse yaptılar. Bunda kısmen de başarılı oldular..
Artık, bugün fakir latin Amerika halkları sömürgecilere teslim olmayı bir çıkış yolu olarak kabul etme noktasına gelmiş durumdadır.
İşte bu kırılma noktası nedeniyledir ki ABD, Maduro’yu kolayca esir alabilmiştir.
Maalesef, insancıl yönleriyle, mazlumlardan yana olan duygularıyla insanlığa umut olan Latin Amerika solculuğunun sonu gelmiş bulunmaktadır.
Bundan sonra ABD’nin arka bahçesinin kontrolü tümüyle ABD’nin eline geçecektir.
ABD’ye başkaldırıp mazlum halklara sahip çıkan Chavez gibi Maduro da mazlum, ezilen halklara, Filistin’e verdiği destekle akıllarda kalacaktır.
İsrail, Chavez’i öldürmek için çok uğraşmıştı, Arapların İsrail zulmüne sessiz kalmalarına isyan eden Maduro’yu da sadece şu son konuşması dahi siyonizmin hedefi yapmaya yeterdi..
ABD, İsrail’in bir düşmanını daha böylece devreden çıkardı..