Ortadoğu Satrancında "Vekil" Hamleler: Kürt Kartı Yeniden mi Açılıyor?

Ortadoğu’nun kanayan yarası, emperyal güçlerin ise değişmez oyun sahası... Bölgedeki dört kilit ülkede (Türkiye, İran, Irak ve Suriye) önemli bir nüfus yoğunluğuna sahip olan Kürt unsurlar, tarih boyunca küresel güçlerin stratejik hedefleri doğrultusunda birer "kaldraç" olarak kullanılmak istendi. Bugün gelinen noktada, 2026 yılının sert rüzgarlarıyla birlikte, ABD’nin bölgedeki "kara gücü" stratejisi yeni bir safhaya evriliyor.

Irak’tan Suriye’ye Bir "Vekil Güç" İnşası

ABD’nin Kürt kartını bir vekil güç olarak konumlandırması tesadüf değil, sistematik bir sürecin ürünüdür. 2003 Irak işgaliyle başlayan süreçte; Talabani ve Barzani güçlerinin sahaya sürülmesi, karşılığında vaat edilen federal statüyle somutlaşmıştı. Ancak bu "hediyeler" hiçbir zaman karşılıksız sunulmadı. Irak’ta kurulan model, daha sonra Suriye sahasına ihraç edildi. IŞİD ile mücadele kılıfı altında palazlandırılan PKK/YPG/SDG yapısı, bölgedeki enerji havzalarını kontrol eden bir garnizon güce dönüştürüldü.

Hedefteki Yeni Durak: İran

Bugünlerde ise gözler İran sınırına çevrilmiş durumda. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava operasyonları ve rejim değişikliği zorlamaları, tanıdık bir senaryoyu beraberinde getiriyor: Otonomi vaadiyle silahlı grupların birleştirilmesi.

Şubat 2026 itibarıyla "İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu" adı altında birleşen PJAK, PDKI ve Komala gibi gruplar, CIA’nın gizli silahlandırma programı ve Trump yönetiminin doğrudan desteğiyle atağa kalkmış görünüyor. Trump’ın Kürt liderlerle yaptığı telefon trafiği, bu grupların "İran’a karşı kara operasyonu" için motive edildiğini açıkça ortaya koyuyor.

İsrail’in "Yedek Devlet" Hayali ve Acı Gerçekler

İsrail’in bölgedeki varlığını tahkim etmek için "Yedek İsrail" konumunda bir Kürt devleti hayali kurduğu bir sır değil. Ancak bu stratejik kumarın bedelini her zaman olduğu gibi bölge halkı ödüyor. Geçmişte Saddam rejimine karşı kışkırtılan ve sonra kaderine terk edilen Kürtlerin yaşadığı Halepçe trajedisi hala hafızalarda.

Bugün de benzer bir risk kapıda. İran’ın Erbil ve çevresini balistik füzelerle hedef alması, peşmerge karargahlarının vurulması ve bölgede eğitimin durma noktasına gelmesi, bu vekalet savaşının faturasının kime kesileceğinin ilk işaretleri.

Sonuç: Aparat Olmak mı, Komşu Kalmak mı?

Yıllarca baskıcı rejimler ile emperyal vaatler arasına sıkıştırılan Kürt halkı, maalesef dış güçlerin "kullanışlı aparatı" haline getirilen örgütler eliyle hedef tahtasına oturtuluyor. Eğer İran rejimi bu saldırılar karşısında tam bir çöküş yaşamazsa, misillemenin şiddeti yine sivil halkın üzerinde yoğunlaşacaktır.

Kendi topraklarını daha yaşanabilir kılmak yerine, okyanus ötesi güçlerin paralı askeri olmayı seçen yapılar, sadece bölge barışını değil, temsil ettiklerini iddia ettikleri halkın geleceğini de ateşe atıyor. Ortadoğu’nun huzuru, dış güçlerin kuklası olan örgütlerden değil, bölge halklarının sağduyulu ve bağımsız iradesinden geçmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.