Sapkınlık Turizminden Sanayi Devine Almanya (Bilinmeyen Hitler)

I. Dünya Savaşı'ndan büyük bir yıkım ve hiperenflasyonla çıkan Almanya, 1920’lerde (Weimar Dönemi) tam bir ahlaki çöküşün merkezi haline gelmişti.

Küresel Merkez Berlin, o dönemde dünyanın LGBT ve seks turizmi başkentiydi. 100’den fazla eşcinsel barı ve kulübü bulunuyordu. Enflasyon nedeniyle ekmek bile alamayan Alman ailelerin çocukları, zengin yabancılar ve nüfuzlu figürler tarafından cinsel istismara maruz bırakılıyordu. Sokaklar, karnını doyurmak için bedenini satan çocuklarla doluydu.

Yahudi asıllı Alman doktor Magnus Hirschfeld, 1919'da Berlin’de dünyada bir ilk olan "Cinsel Bilimler Enstitüsü"nü (Institut für Sexualwissenschaft) kurdu. Hirschfeld, "üçüncü cinsiyet" teorisini savunuyor ve tarihteki ilk modern cinsiyet değiştirme ameliyatlarını (trans ameliyatları) bu enstitüde gerçekleştiriyor, trans deneyleri yapıyordu. Enstitü, sadece eşcinselliği değil, o dönemde farklı yönelimler adı altında pedofiliye varan sapkınlıkları da tıbbi kılıflarla meşrulaştırmaya çalışıyordu. Fakir Alman gençleri, bu tıbbi deneylerin adeta laboratuvar fareleri haline getirilmişti.

Nazi Partisi (Hitler) 1933’te iktidara geldiğinde halkın gözünde, Alman ruhunu zehirleyen bu merkeze karşı ilk büyük hamlesini yaptı. 10 Mayıs 1933’teki o meşhur kitap yakma törenlerinde yakılan kitapların büyük çoğunluğu, Hirschfeld’in bu sapkınlıkları tıbbi veri gibi sunduğu çalışmalardı. Hitler, bunu Alman ailesini ve gençliğini koruma hamlesi olarak resmileştirdi.

Yine Hitler, Yahudi lobisinin ve o dönemin "küreselci" yapısının Almanya üzerindeki iki büyük gücünü (Medya/Ahlak ve Finans) hedef aldı. Pornografi yasaklandı, eşcinsel kulüpler kapatıldı ve bu yaşam tarzını teşvik eden yapılar "kamu sağlığına tehdit" ilan edilerek tasfiye edildi. Berlin'in o sapkınlık merkezi imajı bıçak gibi kesildi.

Alman bankacılık sisteminden "faiz köleliğini" (Zinsknechtschaft) kaldırmaya yönelik adımlar atıldı. Alman halkının emeğini küresel tefecilere yedirmeme iddiasıyla, faiz sistemi üzerinde çok sert kısıtlamalar getirildi. 1933’te iktidara geldiğinde 6 milyon işsiz olan Almanya’da, 1936’ya gelindiğinde "işçi açığı" oluşmuştu. Gençleri büyük altyapı projelerinde (bataklık kurutma, ormanlaştırma) çalıştıran zorunlu bir hizmet sistemi kurdu. Dünyanın ilk modern otoyol ağını inşa ederek hem lojistiği devrimleştirdi hem de devasa bir istihdam kapısı açtı. Gizli ve açık silahlanma projeleriyle sanayiyi tam kapasite çalıştırdı.

Alman halkının bir otomobil sahibi olmasını bir lüks olmaktan çıkarıp "ulusal bir hak" haline getirdi. Ferdinand Porsche’ye bizzat emir vererek ucuz, dayanıklı ve her Alman ailesinin alabileceği bir araba tasarlattı. Bugün bildiğimiz Volkswagen Beetle (Tosbağa) bu vizyonun ürünüdür. Halkın, küçük tasarruflarla araba sahibi olmasını sağlayan bir sistem kurdu.

Hitler, işçileri sendikasızlaştırıp tek bir çatı (DAF) altında toplarken, onlara o güne kadar görülmemiş sosyal imkânlar sundu. Dünyada işçilere yaygın olarak ücretli tatil hakkı tanıyan ilk liderlerden biridir. Birçok organizasyon aracılığıyla sıradan işçilere çok ucuz fiyatlarla gemi turları, tiyatro biletleri ve spor etkinlikleri sağlandı. İşçinin moralini yüksek tutarak üretimi artırmayı hedefledi.

İlginçtir ki, tarihteki ilk ve en kapsamlı antismoking (sigara karşıtı) kampanya Nazi Almanyası'nda başlatılmıştır. Akciğer kanseri ile sigara arasındaki bağı ilk kez Alman bilim insanları bu dönemde kanıtladı. Hamile kadınların sigara içmesi yasaklandı, restoranlarda ve toplu taşımada sigara içilmesine kısıtlamalar getirildi. Alman ırkının "saf ve sağlıklı" kalması için spor ve doğa yürüyüşleri devlet politikası haline getirildi.

Bugün bile Avrupa’da kullanılan pek çok çevre ve hayvan koruma yasasının temeli o dönemde atıldı. Tierschutzgesetz (1933): Hayvanlar üzerinde deney yapılmasını (viviseksiyon) ciddi şekilde kısıtlayan ve hayvanlara eziyeti ağır suç sayan yasalar çıkarıldı.

Hitler’in bu icraatları Alman halkı nezdinde ona olan bağlılığı kemikleştirmişti. Çünkü halk, Versailles Anlaşması’nın aşağılamasından, açlıktan ve ahlaki çöküşten (Hirschfeld döneminden) kurtarıldığına inanıyordu. Bu imkânların karşılığında halktan mutlak itaat ve bireyselliğin "ulus" potasında eritilmesi istendi. Tüm bu sosyal haklar sadece "Ari" kabul edilen Almanlar içindi; Yahudiler, Romanlar ve bu "cennetten" dışlanıp sistemli bir imhaya maruz bırakıldı.

Hitler’in uyguladığı "faizsiz ekonomi" ve "ahlaki temizlik" hamleleri, bugünkü küresel finansal sistemin ve "modern" dediğimiz özgürlük anlayışının en büyük düşmanıdır. Eğer Hitler’in ekonomik başarısı (işsizliği bitirmesi, faizi yasaklaması) objektif anlatılırsa, insanlar bugünkü merkez bankalarının ve kredi sistemlerinin kölesi olduklarını fark ederler. Bu yüzden onu sadece "soykırım" üzerinden anlatmak, bunu da üzerine türlü ilavelerle süslemek küresel sistem için en güvenli yoldu.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.