Murat İLKTER
Stratejik Körlük ve Güç Zehirlenmesi: Batı’nın İran Çıkmazı
Savaşta dördüncü gün geride kalırken, karşımızda ne yapacağını şaşırmış, rasyonel aklını yitirmiş bir yapı var. Gelinen noktada Batı ve müttefiklerinin zihniyeti tek bir merkeze kilitlenmiş durumda: Daha şiddetli vurmak, daha fazla yakıp yıkmak ve sivil katliamlarla sonuç almaya çalışmak.
Ortada ne "Savaş Hukuku" kaldı ne de insani bir eşik. Okullar ve hastaneler doğrudan hedef alınıyor. 150’ye yakın masum sabiyi katledip, ardından pişkin bir edayla "soruşturacağız" demek, sadece suçluluk psikolojisinin değil, aynı zamanda büyük bir acziyetin dışavurumudur.
Güç Zehirlenmesi ve Yanlış Hesap
Her şey dönüp dolaşıp o meşhur güç formülasyonuna dayanıyor: "Gücü varken kullanmamak hata, gücü yanlış ölçmek ise felakettir." Bugün bölgede yaşanan tam olarak bir "güç zehirlenmesi" vakasıdır.
Anlaşılan o ki; "Coni", 12 Gün Muharebesi’nde İran’ın füze stoklarının tükendiğine dair yanlış bir istihbaratın kurbanı oldu. Müzakereler sürerken ani bir baskınla İran’ın komuta kabiliyetini yok edebileceklerini sandılar. Ancak Trump’ın yüzündeki endişe, sahadaki gerçeklerin masa başındaki hesaplara uymadığını açıkça gösteriyor. Dün "Savaşı sadece ben bitiririm, İran benimle konuşmak istiyor" diyenlerin, bugün "Savaş beş hafta sürebilir, daha fazla askerimiz ölebilir" noktasına gelmesi, stratejik bir iflasın belgesidir.
Sun Tzu’dan Bi haber Komutanlar
Küresel etkileri olacak bir harekat yönetiyorsanız, sadece teknolojik ve iktisadi kapasiteye güvenemezsiniz. Düşmanınızın;
-
Tarihsel tecrübesini,
-
Sosyolojik yapısını,
-
Toplumsal psikolojisini,
-
Stratejik zekâsını hesap etmek zorundasınız.
Eğer Sun Tzu okumadıysanız; Clausewitz, Moltke veya Ludendorff’tan bihaberseniz, sonuç hüsran olur. İran’ın "cephe ne kadar genişlerse, o kadar fazla kuvvete ihtiyaç duyarsınız" doktrinine karşı, dar cephe operasyonlarıyla sonuç almayı beklemek tam bir cahilliktir. Elinizde amfibi harekat yapacak tek bir birlik bile yokken "kara operasyonundan" bahsetmek, Netanyahu’nun "100 bin yedeği çağırıyoruz" palavralarına sığınmak, askeri deha değil ancak çaresizliktir.
Modern Bir Çanakkale: Hürmüz Geçidi
1915’te Çanakkale’de ve Kut’ül Ammare’de "ellerini kollarını sallayarak geçeriz" diyen İtilaf Kuvvetleri’nin düştüğü durum neyse, bugün Hürmüz’deki durum da odur. İran donanmasını yok etmekten bahsedenler, 5000 yıllık bir devlet geleneğinin kurmay zekâsını hafife alıyor. Ne denizaltı harekatını ne de boğazın mayınlanma ihtimalini hesaba katıyorlar.
Sıkıştıkça nükleer tehdide sarılacakları aşikâr. Peki, karşı tarafta kimyasal veya benzeri bir savunma mekanizması varsa? O ateş bir kez yandığında, ortada korunacak bir İsrail devleti kalır mı? Batı, stratejik bir körlükle kendi sonunu hazırlayan bir kumara oturmuş durumda.