İran siyasetinin kapalı kapıları ardında uzun süredir fısıldanan o senaryo gerçek oldu. Ali Hamaney’in ardından "Rehberlik" makamına, beklendiği üzere oğlu Müçteba Hamaney getirildi. Ancak bu bir nöbet değişiminden ziyade, bölgeyi ve dünyayı bekleyen büyük bir kaosun habercisi gibi görünüyor. Peki, Azeri kökenli bu yeni lider, İran’ı ve Orta Doğu’yu nasıl bir geleceğe sürüklüyor?
İntikam Ateşiyle Harmanlanmış Bir Liderlik
Müçteba Hamaney, sadece babasının siyasi mirasını değil, aynı zamanda ağır bir kişisel trajediyi de omuzlayarak başa geçti. ABD ve İsrail’in saldırısında babasıyla birlikte annesini, eşini, oğlunu ve yakın aile fertlerini kaybeden bir figürden bahsediyoruz. Zaten radikal görüşleri ve Devrim Muhafızları ile olan sıkı fıkı ilişkisiyle bilinen Müçteba’nın, bu kişisel acıyı bir "devlet politikası" haline getireceği aşikâr.
Bu durum, İran’ın önümüzdeki dönemde rasyonel diplomasiden tamamen kopup, sertlik yanlısı ve intikam odaklı bir askeri stratejiye yöneleceğinin en net kanıtı.
Hedef Tahtasındaki Yeni İsim
Dünya güçlerinin Müçteba Hamaney’e bakışı ise oldukça keskin. Donald Trump’ın daha önce yaptığı "Müçteba seçilirse hedefimiz olur" çıkışı ve İsrail kanadından gelen "Kim gelirse gelsin öldüreceğiz" resti, Tahran’ın yeni liderini henüz koltuğuna ısınmadan bir hedef haline getirdi. Hakkındaki yolsuzluk iddiaları ise rejim içerisindeki meşruiyet tartışmalarını körüklüyor.
Bölgeyi Bekleyen Tehlike
Müçteba Hamaney döneminin İran halkı için refah, dünya için barış getirmesini beklemek maalesef fazla iyimser bir tablo olur. Aksine;
-
Daha radikal bir dini yönetim,
-
Bölgesel vekalet savaşlarının şiddetlenmesi,
-
Ekonomik krizin derinleşmesi kaçınılmaz görünüyor.
Bu "miras" sadece İran’ı değil, sınır komşusu olarak bizleri de içine alabilecek büyük bir kriz potansiyeli taşıyor. Radikalizmin ve kişisel intikam hırslarının devlet yönetimiyle birleştiği her senaryo, tarih boyunca felaketle sonuçlanmıştır. Dualarımız, bu ateş çemberinin ortasında kalan masum İran halkı ve barışa muhtaç coğrafyamız içindir.