Firuz TÜRKER
UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE
Bakıyorum da son yaşananlar ne sosyal medyada ne de güncel medyada bu boyutu ile değil, magazinsel boyutu üzerinden konuşulup tartışılıyor. Halbuki uyuşturucu maddeler tıbbi kullanımı dışında insana zarar veren ve bağımlılık yapan maddelerdir. ‘Keyif alınıyor’ gibi görünüp insanı hayatın gerçekliğinden koparıyor. Üretkenliğini iğdiş edip hayal alemlerine ve normalde hiç yapmayacağı davranışlara sürüklüyor. Vücutta yarattığı fiziksel tahribat da önüne geçilemez nitelikte.
Ne kadar farkındayız bilemiyorum ama devletimiz uzun süredir bu bağımlılık yapan maddelere karşı amansız bir cephe açmıştır. Sıkı takipler, yakalanan uyuşturucu miktarlarındaki süper artış bunun göstergesi. Uyuşturucuya karşı mücadele yalnızca bu maddeleri yakalayıp imha etmekle olmaz. Buna olan talebi de yok etmek en azından asgariye indirmek çok önemlidir.
İşin esası uyuşturucu sektörü çok büyük bir mali sektördür. O kadar ki futbol sektöründen, dijital sektörden ve daha pek çok ekonomik sektörden kat kat büyük milyarlarca doların döndüğü bir sektör. Hatta bazı devletler bile gelir elde etmek için bunu kullanıyor. Büyük devletler de bu ‘kâğıt üstü’ devletçikler üzerinden yararlanıyor. O kadar ki sırf bu iş için savaşlar bile göze alınıyor.
19. Yüzyılda bu yüzden iki büyük savaş yaşandı. Bunlara ‘Afyon Savaşı’ adı verilir. Batılı emperyalistler Çin halkını uyuşturucu aracılığıyla on yıllar boyunca sömürdü. Çin İmparatorluğu uyuşturucuya kısıtlama getirdi diye ona savaş da açtılar. Birinci Afyon Savaşı İngiltere ile ikincisi Fransa ile Çin arasında yaşanmış ve her ikisinde de Çin, yenilerek teslim olmuştur.
Uyuşturucu maddeler iki sınıfta toplanır, doğal olan ve sentetik olanlar. İkinciler insan vücudunda daha çok tahribat yapmaktadır. Her ikisi de akli melekelerin yitirilmesine hatta ölümlere yol açıyor. Günümüzde uyuşturucu kullanımı birkaç küçük devletçik dışında tüm dünyada yasaktır. Temini çok pahalı olmasına rağmen sadece zenginler tarafından değil, yoksul kesimler arasında da yayılmaktadır. Bu bağımlılık yüzünden nice aile yıkımları nice cinayetler yaşanmaktadır.
Bizim bu mücadele için kurulmuş YEŞİLAY diye bir kurumumuz var. ‘Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı İmparatorluğu'nu işgal eden güçlerin Osmanlı toplumunda alkol ve uyuşturucu maddeleri yaygınlaştırmasını önlemek amacıyla Sultan Vahdettin'in izniyle, Şeyhülislam Haydarizade İbrahim Efendi'nin himayesinde, Dr. Mazhar Osman ve arkadaşları tarafından 5 Mart 1920'de İstanbul'da Hilal-i Ahdar ismiyle kurulmuştur. Hilal-i Ahdar ismi sonraları Yeşilay olarak değiştirildi’.
‘O şöyle yapmış, bu böyle yapmış’dan çok işin bu boyutu konuşulmalıdır. Aileler uyanık olmak zorundadır. Gözümüz çocuklarımızın üzerinde olmalıdır. Bu öyle bir illettir ki çocukların yediği içtiği şeylere katılarak alışkanlık yaptırılmaya çalışılıyor. Çocuk davranışları çok iyi gözlenmek zorunda.
AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi) diye bir kurumumuz var. Bu konuda bilgilenmeli ve tehlike sezdiğimiz durumda çocuğumuzu test ettirmeliyiz. Bu iş için bir saç kılı yeterli. Bu test başka sağlık kurumlarında da yapılabiliyor. İşin şakası yok, son günlerde bu kuruma olan başvuruların arttığı yönünde bilgiler var. Unutmayalım ki ülkemiz uzun bir süredir saldırı altında. Uyuşturucu da bu amaçla silah olarak kullanılıyor. Devletimizin buna karşı canla başla savaştığını belirtmeliyim. Fakat bir o kadar da toplum bilinci önemli.