MUSTAFA KAFALI’YA VEFA

MUSTAFA KAFALI’YA VEFA

Kafalı ailesi, Karaman Türkmenlerine mensup ve “Kalfalızade” adıyla bilinen Konya’da kök salmış bir aile.

Kalfalızade şeceresine göre Kafalı ailesi Karaman Kolu, Ermenek Kolu ve Konya Kolu olarak üçe ayrılıyor. Ermenek, Kafalı ailesinin ilk yerleştiği yerdir. Ailenin “Kafalı” adıyla kayıtlı ilk büyüğü Hacı Yahya Bey’dir. Kalfalızade Süleyman Bey’in üç oğlundan küçük oğlu Mustafa Bey, Kalfalızadelerin Konya kolunun ceddidir. Aile ilmiye sınıfına mensuptur. Mustafa Bey’in dört çocuğundan Hacı Hasan Bey’in üç çocuğundan biri olan Hacı Mustafa Şükrü’nün yedi çocuğu arasında bulunan Mehmed Said Ertuğrul (1884-1963)’un Ömer Doğan, Mustafa Köksal ve Emine İsmihan adlı üç çocuğu vardır. Kalfalızade Müftü Mehmet Sait Efendi, babası Mustafa Bey’in Konya’da yaptırmış olduğu Kafalı (Saidiye) Medresesi’ne müderris olarak müftülükte nam kazanmıştır. Kafalı Medresesi 1860’dan medreselerin kapatıldığı 1924’e kadar tedrisata devam etmiştir.

2-006.png

***
Mustafa Köksal Kafalı 20 Aralık 1934’de Konya’da doğdu. Babası Mehmet Sait Efendi, annesi Niğdeli kolağası Osman Bey’in tek kızı olan Feride Hanım’dır. Osman Bey Millî Mücadele’de şehit olmuştur. 14 sene muallime olarak çalışan Feride Haımefendi’den büyük aile terbiyesi alan Mustafa Kafalı’nın kardeşi olan Ömer Doğan ise, bir hukukçu olarak Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesine Asuman Doğan Kafalı Kalp Merkezi binasını yaptırmış ve bir vakıf kurarak mal ve mülkünün bir kısmını bu vakfa vakfetmiş cömert ve hayırsever bir kişiliğe sahiptir. Emine İsmihan ise serbest avukattır.

3-005.png

***
Mustafa Köksal Kafalı, ilkokulu, 1955 yılına kadar hizmet veren Akif Paşa Mektebi (Taş Mektep)’nde okudu. Konya Lisesi’ni bitirdikten sonra 1953 yılında girdiği Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Kürsüsü’nden 1959’da mezun oldu. 1960 senesinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Umumi Türk Tarihi Kürsüsü’nde Zeki Velidî Togan’ın asistanı (araştırma görevlisi)oldu. “Ötemiş Hacı’ya Göre Cuci Ulusu’nun Tarihi” adlı tezi ile 1965 yılında doktora payesini aldı.

4-002.png

Zeki Velidî Togan’ın ilk ve son doktora talebesi olan Mustafa Kafalı, 1962 yılında tarihçi Sevgi Hanım’la evlendi. Vatanî görevini yedek subay olarak tamamladıktan sonra 1971’de ilmî çalışmalar yapmak üzere İngiltere’ye giden Mustafa Kafalı, dönüşünde “Altın-Orda Hanlığı’nda Sayın Han Sülalesi Devri (1227-1360)” adlı araştırmasıyla doçent oldu. 1975’de Bağdat Üniversitesi’nin daveti üzerine üniversitenin edebiyat fakültesinde misafir öğretim üyesi olarak Türk tarihi ve Türk kültürü üzerine ders ve seminerler veren Kafalı, 1979’da “Çağatay Hanlığı (1227-1345)” adlı araştırması ve Rusça dil sınavını başarıyla vererek profesör payesini hak kazandı. Fakat profesörlük kadrosu kendisine 1982 yılında üniversite senatosunun kararı ile verildi. Ve aynı sene Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü’nün daveti üzerine Konya’ya gelerek Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı ile Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü görevlerini yürüttü. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanlığını da üstlenen Kafalı, 12 Eylül Askerî Darbesi sonrası Ankara’ya tayin edildi.

5-001.png

***
Başkanlığını Bekcan Karacaoğlan’ın yaptığı N.E.Ü. Genç Arkadaş Öğrenci Topluluğu’nun Köyceğiz Kampüsü Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu'nda düzenlediği ve konuşmacı olarak Prof. Dr. İlber Ortaylı, Efendi Barutçu, Dr. Öğretim Üyesi Ruhi Özcan , Sevgi Kafalı ve Ertuğrul Kafalı’nın katıldığı “Bilge, Fikir Adamı Prof. Dr. Mustafa Kafalı’ya Vefa” konulu panelde konuşan panel yöneticisi Dr. Öğretim Üyesi Ruhi Özcan, Mustafa Kafalı hakkında şunları dile getirdi:

6.png
“Mustafa Kafalı Hoca, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Güngör’le birlikte sekiz fakültenin kurulmasına bizzat önderlik etti ve vesile oldu. 24 Nisan 1982’de Hakk’a yürüyen Erol Güngör’ün vefatı sonrasında hocayı duruşundan, tavrından, ciddi altyapısından dolayı sevmeyen birtakım çevreler, aleyhinde tezviratlar oluşturmak suretiyle buradan sürülmesini sağladılar.

7.png

Kafalı: “Biz Mukaddes Enayiyiz!”
Mustafa Kafalı Hocam, burada çalıştığı süre içerisinde kendi makam odası bulunduğu halde önündeki odasında biz asistanlarıyla birlikte aynı odayı paylaştı. Ve bütün misafirleri saat beşten sonra uzun süre onunla sohbet etme fırsatı bulmuşlardır. Hep söylerdi “Biz mukaddes enayiyiz!” diye. Bu “mukaddes enayi” ifadesinin rahatsız edici olmadığını, bu ülke için fedakârca bir tutum arzetmemiz gerektiğini her defasında dillendirmiştir. İlmî konuşmalarımızda “evladım aslolan fıtrattır. İlim bir şekilde tahsil edilebilir. Ama insanın fıtratı onun genleriyle, kanıyla, yaşadığı çevreyle, aldığı terbiyeyle ilintilidir” şeklinde hitap ederdi. “Nasılsın hocam?” sorusunu sorduğumuzda; “memleket kadar iyiyim” derdi. Vefat edene kadar bu ifadesini defaatle sarf etmiştir. Bir dede, bir baba, bir eğitmen, bir arkadaş, ne bileyim bir ülkü devi olarak yaklaşım gösterdi. Ve bizler de ondan almış olduğumuz terbiyeyi kendi öğrencilerimize naklederek geldik 36 yıldan bu yana.”

8.png

***

Mustafa Balkan

HABERE YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.