Liyakat, makamın sağladığı güçle değil; ortaya koyulan icraatlarla ve tarafsız insanların diliyle ölçülür.
Koltukların sağladığı yapay itibara sığınmak kolaydır; zor olan, yapılan işlerin herkes tarafından kabul görecek sağlamlıkta olmasıdır.
Tarafsız insanlar tarafından eleştiriliyorsanız, bu bir tehdit değil; gelişimin en kıymetli fırsatıdır.
Ancak yalnızca yakın çevresinin alkışlarıyla ayakta duran bir yönetici, gerçeği değil, egosunu besler.
Unutulmamalıdır ki; Yakınların “pohpohlaması” başarı değil, çoğu zaman çöküşün habercisidir. Gerçek başarı, dost görünenlerin değil; objektif bakanların süzgecinden geçebilmektir.
Başarılı yöneticiler eleştiriyi merkezine alır.
Çünkü bilirler ki her sert söz, bir eksikliği işaret eder; her yapıcı itiraz, bir adım daha ileri gitmenin kapısını aralar. Başarısız ve liyakatsiz yöneticiler ise eleştiriden kaçar.
Eleştiri yapanlardan rahatsız olur, hatta nefret ederler. Çünkü eleştiri; makyajlanmış başarısızlığı, örtülmüş yetersizliği ve saklanan hakikati açığa çıkarır. Asıl yöneticiyi zirveye taşıyan şey; alkış değil, tarafsız ve cesur eleştiridir.
Eleştiriden korkan yönetemez.
Eleştiriyi susturan gelişemez.
Eleştiriyi dinleyen ise güçlenir.