CHP ve Adalet Kavramı: Söylem mi, Eylem mi?

"Hak, hukuk, adalet..." Bu üç kelime, dillerden düşmüyor. Ancak bir siyasi yapının bu kavramları bayraklaştırması için önce kendi kapısının önünü süpürmesi gerekir. Adaletten bahsetmek için illaki Hz. Ömer adaletiyle kuşanmış olmanız gerekmez; sadece temel hakka ve asgari hukuka riayet etmeniz yeterlidir. Fakat mevcut tabloya baktığımızda, CHP’nin adalet karnesi ciddi soru işaretleriyle dolu.

Kurultay Şaibeleri ve Delege Pazarlıkları

Adalet önce evde başlar. Kendi kurultayına şaibe bulaştıran, pavyon köşelerinde delege pazarlıkları kuran bir anlayışın topluma hukuk vaat etmesi ne kadar inandırıcıdır? Dalavereyle koltuğundan edilen isimlere yapılan saygısızlıklar, hukuki arayışlara vurulan darbeler ve süreci aklamak adına üst üste yapılan "yangından mal kaçırma" kurultayları hafızalarda tazeliğini koruyor.

Yargı Kararına Barikat, Savcıya Tehdit

Hukuka saygı, mahkeme kararı sizin aleyhinize olduğunda belli olur. Mahkemenin atadığı heyeti barikatlarla, taşlarla karşılamak; ofislere yönelik gayriahlaki saldırılarda bulunmak adaletle bağdaşır mı? Ya da kendi partilisi hakkında yolsuzluk soruşturması açan savcıyı şehir şehir gezip mitinglerle hedef göstermek, itibar suikastı düzenlemek hangi hukuk devletinde meşrudur?

"Zoraki" Adaylar ve Paralel Yapılanmalar

Cumhurbaşkanlığı adaylığı gibi en üst düzey makamlar için bile usulsüz diplomalara sarılmak, yeterlilik şartlarını taşımayan isimleri "biz oyladık oldu" dayatmasıyla zoraki aday yapmak demokratik bir süreç değildir. Henüz genel seçim yapılmadan, meşru bir irade varken "paralel cumhurbaşkanı" ilan etmek, hukukun arkasından dolanmanın dik alasıdır.

İtirafçıya İftira, Yolsuzluğa Kılıf

İtirafçılara "iftiracı" damgası vurarak gerçekleri örtbas etmek, mahkemelerde delillerle savunma yapmak yerine yargıyı baskı altına almaya çalışmak CHP’nin kronikleşmiş bir sorunu haline geldi. Kendi hukuksuzluğunu gizlemek için hâkim ve savcıları tehdit eden, uluslararası denetimle seçilmiş meşru yöneticileri gayri meşru ilan eden bir zihniyetin adalet söylemi boş bir gürültüden ibarettir.

Emektara İhanet, Muhalife Kapı

Sırf yönetime muhalif oldu diye yıllarını partiye vermiş emektarları, hiçbir somut delil sunmadan şahsi kanaatlerle kapı dışarı etmek hangi vicdana sığar?

Sonuç olarak; Önce kendi içinizdeki hukuksuzluğu temizleyin. Önce yargıya, sandığa ve liyakate gerçekten saygı duyun. İşte o zaman "hak, hukuk, adalet" demeye yüzünüz olur. Aksi halde bu kavramlar, siyasi bir slogandan öteye geçemeyecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.