Körfez Hattında Satranç: ABD ve İran Neden Savaşmaz?

Ortadoğu denklemi her ısındığında akıllara gelen o meşhur soru yine gündemde: ABD ve İran arasında topyekûn bir savaş çıkar mı? Manşetler savaş çığlıkları atsa da, bölgenin reel politik dengeleri ve ekonomik gerçekleri bizlere çok daha farklı bir senaryo fısıldıyor. Aslında her iki taraf için de statükoyu korumak, tetiğe basmaktan çok daha kazançlı.

İşte bu "savaşmama" kararlılığının arkasındaki üç temel sütun:

1. Kargaşa Siyaseti ve Doların Saltanatı

Amerika’nın bölgedeki varlığı sadece petrolle ilgili değil, doların küresel rezerv para birimi olma özelliğini korumasıyla doğrudan bağlantılıdır. ABD, bölgede kontrollü bir kargaşa siyaseti izleyerek Körfez ülkelerini kendi şemsiyesi altında tutmayı amaçlıyor.

İran’ın "Şii yayılmacılığı" kartı, Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE gibi Sünni egemen hükümetler için sürekli bir tehdit unsuru olarak masada tutuluyor. Eğer İran’ın gücü tamamen kırılırsa, Körfez ülkelerinin ABD’ye olan güvenlik bağımlılığı sona erer ve devasa silah ihaleleri durma noktasına gelir. Kısacası; İran’ın "öcü" olarak kalması, Amerikan savunma sanayisinin ve doların bekası için elzemdir.

2. Hürmüz Boğazı: Küresel Ekonominin Şah Damarı

Savaşın en büyük tetikleyicisi olan ekonomi, aynı zamanda savaşın önündeki en büyük engeldir. Hürmüz Boğazı, bugün küresel petrol sevkiyatının kalbi konumunda. Olası bir sıcak çatışmada bu boğazın kapanması demek, petrol fiyatlarının kontrolsüz bir şekilde fırlaması anlamına gelir.

Enerji maliyetlerindeki bu artış, ABD ekonomisini hızla bir durgunluğa (resesyon) sürükleme potansiyeline sahip. Hiçbir Amerikan başkanı, seçim öncesinde veya ekonomik istikrarın pamuk ipliğine bağlı olduğu bir dönemde, akaryakıt fiyatlarının ikiye katlanması riskini göze alamaz. Hürmüz'ün kilitlenmesi, küresel ticaretin kilitlenmesi demektir.

3. İsrail’in Güvenlik Paradoksu

İsrail siyasetindeki savaş çığırtkanlığına aldanmamak gerekiyor. Geçmişteki kısa süreli çatışmalar gösterdi ki; İran füzeleri karşısında "Demir Kubbe" her zaman mucizeler yaratmıyor. İran’ın nokta atışı yapabilen füze kapasitesi, İsrail için varoluşsal bir tehdit oluşturuyor. Siyasiler kendi kamuoylarını teskin etmek için sert söylemler geliştirse de, askeri kurmaylar İran ile girilecek doğrudan bir savaşın bedelinin ne kadar ağır olacağının farkında.

Sonuç: Güç Gösterisi mi, Topyekûn Savaş mı?

Netice itibarıyla, ABD’nin İran hamleleri bir imha operasyonu değil, bir taviz koparma sanatıdır. Washington, uçak gemilerini bölgeye göndererek İran’ı masaya daha zayıf oturtmaya çalışıyor. Ancak ne Beyaz Saray petrol fiyatlarını ateşe atmaya niyetli, ne de Tahran kendi bekasını riske edecek bir intihar saldırısına meyilli. Bölgede göreceğimiz tek şey; yüksek tondan tehditler ve perde arkasında devam eden ince pazarlıklar olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.