MÜESSES NİZAM’A KARŞI "MİLLİ İRADE" SAVAŞI

Dünya siyaseti bugün, kendi halkının seçtiği liderler ile kendisini devletin "tek ve ebedi sahibi" sanan yerleşik nizamlar arasındaki o büyük hesaplaşmaya sahne oluyor. Manşetlerde ABD ve Trump’ı görüyoruz ama satır aralarını okuduğumuzda karşımıza çıkan tablo, Anadolu’nun son 24 yıllık çetin mücadelesinin bir kopyasıdır.

Trump ve "Derin ABD"nin Bilek Güreşi

Bugün ABD Kongresi, Trump’ın savaş yetkilerini sınırlamak için oylamaya gidiyor; Yüksek Mahkeme ise Trump’ın "keyfi" diyerek uyguladığı tarifeleri 175 milyar doların iadesiyle sarsıyor. Bu, sadece bir hukuk davası değildir; bu, "Derin ABD"nin (Establishment), kendisinden icazet almayan bir lidere karşı kurduğu hukuk barikatıdır. Trump "Halk beni seçti, dip köşe bucak ne varsa temizleyeceğim" dediği an; müesses nizam "Yavaş gel!" diyerek devreye girdi. Kendi kuruluş kodlarını birer kalkan gibi kullanarak, "Ya bizim dediğimizi yaparsın ya da yapacak birini buluruz" tehdidini savuruyorlar.

Erdoğan’ın 24 Yıllık Vesayet Savaşı

Peki, okyanusun bu tarafında durum farklı mı? Tayyip Erdoğan, tam 24 yıldır Anadolu insanını sadece "tebaa, asker ve vergi veren bir ırgat" seviyesinde gören o kibirli vesayet odağıyla savaşıyor. Menderes’i asan, Özal’a ve Erbakan’a ülkeyi dar eden o aynı karanlık akıl, Erdoğan’a da aynı nakaratı tekrarlatmak istedi: "Burası laik Türkiye Cumhuriyeti, haddinizi bilin!" Ama Erdoğan, hor görülüp dışlanmış bu milleti arkasına alarak tüm o vesayet odaklarının içinden geçti.

Üst Akıl: 9/11’den 9/12’ye Aynı Karanlık

Buradaki teşbihe ve ABD-Türkiye benzetmesine katılmayanlar çıkabilir. Evet, geçmişler ve yaşanmışlıklar farklı olabilir; ancak emin olun ki taraflar gerçekten de aynıdır. Şunu asla unutmamak gerekir: Amerika’nın kaderini değiştiren 9/11’in (11 Eylül) üst aklı ile Türkiye’nin üzerine kabus gibi çöken 9/12’nin (12 Eylül) üst aklı aynıdır! Aynı kumanda merkezi, farklı coğrafyalarda aynı "müesses nizamı" ayakta tutmak için düğmeye basmaktadır.

Eski nizamın Türkiye’si; havalimanı yapmak için bile dışarıdan "olur" bekleyen, kendi sınırlarına hapsolmuş bir prototipti. Bugün ise o "Kurucu Unsur" maskesi düşürüldükçe, Türkiye ayağını toprağına daha sağlam basıyor. Bugün konuştuğumuz o cihanşümul vizyon, vesayetçi aklın tasfiyesiyle mümkün olmuştur.

Halkın iradesini "cahil yığınlar" olarak görenlerin devri kapanıyor. Bir liderin ayağının yerden yüksekliği, halkıyla olan bağına eşittir. Halk yetki vermeye devam ettikçe, halkın iradesi de hakkıyla temsil edilmeye devam edecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.