Temiz milli enerjimize bir darbe daha! Enerji Yatırımlarında Devlete Güven Bunalımı Artıyor:

1. 2022'deki Gibi Bu Enerji Krizi de Olumlu İbrete Yol Açmadı, Aksine Yine Zarar Verici Düzenlemeler başladı!
2. Maç Oynanırken Değişen Kurallar
3. Cari Açık Çıkmazı ve Güneşin Stratejik Önemi
4. Küresel Enerji Yarışında Güneşi Gölgelenen Türkiye
5. Çok Yüksek ve "Çifte Dağıtım Bedeli" Tuzağı
6. Ülkemizin Enerjisi Kimlerin Elinde?
7. Tam Bağımsızlık ve Milli Enerji Çağrısı (detaylar Aşağıda)

Yatırımcıda Devlete Güveni Çok Azaltanlar Kimler: Saatlik Mahsuplaşma Darbesi
-Lisanssız GES'lerde Saatlik Mahsuplaşma İle Güneşi Karartma Çabası-

Türkiye'nin en büyük makroekonomik sorunu olan cari açığın temelinde, %75’e yakın oranla enerji alanındaki dışa bağımlılık yatmaktadır. Bu bağımlılığı kırmanın yegane yolu ise yenilenebilir enerji kaynaklarını, özellikle de güneş enerjisini (GES) tabana yaymak ve teşvik etmektir.

Ancak 2 Nisan tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği, kendi ihtiyacı için güneş enerjisinden elektrik üreten lisanssız tesisler için "saatlik mahsuplaşma" sistemini getirerek, bu stratejik hedefe çok büyük bir darbe vurmuştur.

Maç Oynanırken Kural Değiştirmek:
Daha önce uygulanan aylık mahsuplaşma sistemi, yatırımcının gündüz ürettiği fazla elektriği şebekeye verip, gece tükettiği elektrikten düşmesine olanak tanıyordu. Yeni düzenleme ile birlikte bu rasyonel yapı çökertilmiş; gündüz üretilen elektrik, gece tüketimine mahsup edilemez hale getirilmiştir. Ahırının, sanayi tesisinin veya iş yerinin çatısına GES kuran bir işletmeci, artık güneşin olmadığı saatler için çok yüksek bedel ödemek zorunda bırakılmaktadır.

Bu durum, hukuki ve ticari öngörülebilirlik ilkesine tamamen aykırıdır ve EPDK'nın attığı bu adım, tam anlamıyla "maç oynanırken kural değiştirmek" anlamına gelmektedir. Yatırım fizibilitelerini aylık mahsuplaşma esasına göre yapan dürüst yatırımcı, alınan bu ani kararla cezalandırılmaktadır.

Güneş Fakiri Ülkelerin Gerisinde Kalmak: Milli Enerjimiz Neden Engelleniyor?

Küresel enerji tablosuna baktığımızda Türkiye'nin içine düşürüldüğü bu durumun ne kadar vahim olduğu daha net anlaşılmaktadır. Güneşlenme süresi açısından Türkiye'nin yanına bile yaklaşamayacak olan, adeta "güneşsiz" diyebileceğimiz Almanya ve Hollanda gibi ülkeler, bugün kurulu GES kapasitelerinde ülkemizi katbekat (5-7 kat) geride bırakmış durumdadır.

Hatta kendi devasa fosil kaynakları olan net enerji ihracatçısı ABD, Avustralya, BAE, Suudi Arabistan vb. ülkeler dahi güneş enerjisine muazzam yatırımlar yaparken; Türkiye'nin bu eşsiz potansiyelini bürokratik engeller ve ani yönetmelik değişiklikleriyle boğması akıl alır gibi değildir. (Bkz. Ember verileri)*

Burada çok sert bir şekilde sorgulanması gereken asıl mesele şudur: Bedava, temiz, milli ve ekonomik olan kendi güneş enerjimiz kimler tarafından ve neden engellenmektedir? Devlet, Kendi sanayicimizin, vatandaşımızın ürettiği tertemiz ve ekonomik enerjiyi engellerken, buna bedel ödemekten imtina ederken; her yıl 70-80 milyar doları dışarı akıttığımız ithal kömür, doğalgaz ve nükleer enerji ile ABD, Rusya vb. lobilerinin çıkarları, bu ülkenin tam bağımsız enerji vizyonundan daha mı değerlidir?

Dağıtım Tekeli ve "Çifte Dağıtım Bedeli" Tuzağı Uygulamanın ülkenin enerji bağımsızlığına hizmet etmediği son derece açıktır. Saatlik mahsuplaşma sistemi, üreticiye tam anlamıyla "çifte dağıtım bedeli" ödetmek demektir. Kendi elektriğini üreten yatırımcı; gündüz ürettiği fazla enerjiyi şebekeye verirken bir kez, gece ihtiyacı olan enerjiyi şebekeden çekerken ikinci kez çok yüksek dağıtım bedeli ödemek zorunda bırakılmaktadır. Ürettiği fazla enerjiye piyasa şartlarında bedel ödense belki buna belli oranda amin denebilir. Ancak buda yok. Yani her yönden üretici zora sokuluyor, engelleniyor.

Bu sistem, yerli üreticiyi desteklemek için değil; sektörde doğal tekel konumunda olan kirli enerjici enerji kodamanlarını, enerjide tekelleri ve dağıtım şirketlerinin kârlılığını korumak üzere kurgulanmıştır. Regülasyonların amacı monopol yapıları, rantçı çevreleri, sömürgeci devletleri ihya etmek değil; yerli, milli, temiz ve ekonomik enerji yatırımcısını koruyarak enerji arz güvenliğini sağlamak olmalıdır.

Kamuoyunun ve Yatırımcının Haklı İsyanı:
Bu haksız ve vizyonsuz düzenleme, kamuoyunda, yatırımcılar ve vatandaşlar nezdinde büyük bir infial yaratmıştır. Sosyal medyaya ve sektörel platformlara yansıyan tepkiler, bürokratik engellerin yarattığı tahribatı net bir şekilde özetlemektedir:

Sermaye ve Tekel Kayırmacılığı: Kanunların sürekli tekel ve ithalci şirketleri koruduğu, üretime katkı sağlamak isteyen şirketlerin ve vatandaşın ise cezalandırıldığı vurgulanmaktadır.

Devlete Güvenin Sıfırlanması: Yatırımcıların, devlete güvenerek yola çıkmalarına rağmen, geriye dönük kural değişiklikleriyle "kandırılmış" hissettikleri, geçmişteki yatırımlarda yaşanan fiyaskoların bugün GES'lerde tekrarlandığı belirtilmektedir.

Milli Menfaatlere Aykırılık: Ülkenin en büyük sorunu enerji kaynaklı cari açıkken, milli üretimi baltalayan kararların açıkça "vatana ihanet" ile eşdeğer olduğu yüksek sesle dile getirilmektedir.

Sonuç: Bizi Kim Yönetiyor? Bu yönetmeliklerin fiiliyattaki tek sonucu; ülkemize, milletimize ve devletimize telafisi güç zararlar vermektir. Enerji politikaları; sömürgeci devletlerin, yerli kirli ve ithal enerjici baronların ve bunlarla kirli rant ilişkisi içinde olan bürokrat ve ilgililerin pis rantları doğrultusunda kurgulanamaz.

Halkımızın ve yerli şirketlerimizin kendi temiz enerjisini üretmesinin bürokratik oyunlarla engellenmesi; açıkça ABD, Rusya ve benzeri ülkelerden daha fazla kirli ve pahalı kömür, doğalgaz, nükleer ve petrol ithal etmeye mecbur bırakılmamız demektir. Dünyanın en büyük nükleer yakıt (uranyum) potansiyeline sahip olan Avustralya'da dahi bir tane bile nükleer santral yoktur ve üstelik bu ülke linkteki* grafikte de görüldüğü üzere güneş enerjisinde muazzam ilerlerken, uranyumu olmayan ülkemiz şimdi de nükleerde dışa bağımlı yapılmaktadır.

Her yıl onlarca Milyar dolarımızın yabancıların cebine girmesine neden olan, yerli üreticiyi boğup fosil ve nükleer ithalatını besleyen bu tablo karşısında sormadan edemiyoruz: Kendi enerjimizi üretmemizi engelleyen bu kararları kimler aldırıyor? Ülkemizi hala ABD, Rusya, İngiltere ve onların Türkiye’deki ortakları ve kirli enerji lobileri mi yönetiyor?

*https://ember-energy.org/data/wind-and-solar-capacity-data-explorer/

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.