Firuz TÜRKER
Yeni Bir Dünya Kuruluyor: Türk, Kürt ve Arap İttifakı Bir Tercih Değil, Zorunluluktur!
Ortadoğu ve dünya siyaseti, kelimenin tam anlamıyla bir ateş çemberinden geçiyor. ABD ve İsrail ikilisi, uluslararası hukuku hiçe sayarak, müzakere masalarını devirip İran’a bomba yağdırırken; aslında bölgeye bir mesaj veriyorlar. Bu tabloyu gördüğümde aklıma hep o meşhur çizgi kahramanlar geliyor: İsrail, hırsı boyundan büyük "Joe Dalton"; ABD ise onun cüsseli ama akıl hocası "Avarel". Yanlarına İngiltere ve Fransa’yı da eklerseniz, karşımızda tam bir "Dalton Biraderler" çetesi var.
Bu ekibin ne zaman tren soyacağı, ne zaman bir şehri ateşe vereceği hiç belli olmaz. İşte tam da bu "öngörülemez vahşet" çağında, bölgenin en sağlam kalesi; Türk, Kürt ve Arap ittifakıdır. Son dönemde bu halkaya Fars ve Berberi unsurları da eklenmeye çalışılsa da, ana omurga bu kadim üçlüdür.
Emperyalizmin Korkulu Rüyası: Terörsüz Türkiye ve Bölgesel Barış
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Terörsüz Türkiye" vizyonuyla başlattığı süreç, aslında sadece iç siyaseti değil, küresel dengeleri hedef alıyordu. Başlangıçta DEM Parti bu sürece oldukça hevesliydi; çünkü hem annelerin gözyaşı dinecek hem de emperyalist saldırganlığa karşı devasa bir cephe açılacaktı.
Ancak ne olduysa oldu, birileri DEM Parti’nin aklını çelmeyi başardı. Kim bu "akıl çelme" operasyonunun arkasındakiler? Elbette bölgede güçlü bir ittifak kurulmasından uykuları kaçanlar, yani İsrail ve onun yerli işbirlikçileri.
Vizyoner Siyaset vs. "Jöleli" Muhalefet
Muhalefet cephesine baktığımızda ise tam bir trajedi görüyoruz. Özgür Özel’in siyasi öngörüsü, vizyonu ve dünya okuması maalesef "sığ" bir suların ötesine geçemiyor. Meseleyi sadece partiler arası bir çekişme sanan, "Türk MHP’dir, Kürt DEM’dir" diyerek analiz kasan bir zihniyetten bahsediyoruz.
Kafasındaki tek plan; Ekrem İmamoğlu’nu bir şekilde potadan çıkarmak ve onun üzerinden Erdoğan’ı devirmek. Dünyanın üçüncü bir büyük savaşın eşiğinde olduğundan, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) hakimlerinin tehdit edildiğinden, Gazze’deki soykırımdan ve Avrupa’nın enerji krizinden bihaber bir muhalefet portresi...
Dünya yanarken, Özgür Bey İngiltere’de Starmer’a sitem etmekle meşgul. Hani bir atasözü vardır ya; "Arap’ın derdi kırmızı pabuç" diye... Özgür Bey’in derdi de dünya yansa ayna karşısında saçını jölelemekten öteye gitmiyor.
Pasifik’ten Atlantik’e Uzanan Barış Kuşağı
Oysa Erdoğan’ın işaret ettiği o hat kurulabilse; Fas’ın Atlantik kıyılarından Pasifik’in derin sularına kadar, Ekvator’un dörtte üçü uzunluğunda devasa bir Barış Kuşağı oluşacak. Bu sadece bir ittifak değil, aynı zamanda Birleşmiş Milletler’in çarpık yapısını sarsacak, "Dünya beşten büyüktür" ilkesini ete kemiğe büründürecek bir süper güç potansiyelidir.
Bu ittifak kurulursa, emperyalist saldırganlık diz çöker. Dünya yeniden kurulur ve Türkiye o yeni dünyanın merkezinde yerini alır. Mesele sadece iç siyaset değil, mesele coğrafyanın kaderini yeniden yazma meselesidir.