• BIST 103.929
  • Altın 148,575
  • Dolar 3,5497
  • Euro 4,1792
  • Bursa 28 °C
  • Ankara 17 °C
  • Bingöl 30 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Van 20 °C
  • Kars 24 °C
  • Ağrı 24 °C
  • Muş 28 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Bayburt 24 °C

EVLENDİKTEN SONRAKİ ROLLER

Abdullah BAYSAL

Evlendikten sonra hayattaki roller değişiyor ve yeni bir senaryo yazılması gerekiyor.

Evlilik kişilere göre değişmekle birlikte genelde üç bölümden oluşur.

Birincisi, romantik dönem olup genelde 0-5 yıl arası sürer ve boşanmaların en çok olduğu dönemde 3-5 yıl yani romantik dönemin sonuna tekabül etmektedir.

İkincisi, güç çatışması dönemidir. Ömür boyu sürebilir.

Üçüncüsü, bağlılık dönemi ya da ayrılık dönemidir. Güç çatışması dönemini atlatamayan ve bu dönemde karşılıklı uzlaşma sağlayamayan eşler ayrılık noktasına gelir.

Romantik dönemden sonra erkekler genelde ilgisini evden işine yöneltir. Ancak bu dönemi atlatan akıllı kişiler bağlılık dönemine geçer.  

Erkek ve kadının evlilikte beyin sistematiği farklıdır. Erkek beyni cinselliği ön planda tutar. Kadın beyninde ise romantizm ön plandadır.

Mesela evlenmeden önce küçük kız iken dokunma ve okşama ile sevilen bir kız evlendiğinde kocası ona daha çok hediye alma yoluyla sevgisini belli etmek istiyorsa yeni rol ve senaryoya alışamayan bu kız kendisini sevilmiyor hissedebilir.

Erkeğin kadını tanıması ve buna göre tedbir alması evliliği huzurlu hale getirir. (Dikkat buyrun mutlu değil, sadece huzurlu)

Evliliğin mutlu bir şekilde devam etmesi ise % 90 kadının elindedir.

Karı koca arasında yeterli bir uyum süreci yaşanmadan çocuk sahibi olmak ileride daha büyük sıkıntılara sebebiyet verir.

Evliliği iyi ve kötü günlerin paylaşıldığı bir sığınak olarak görmelidir.

Kendimizi davranışlarımızla değil niyetimizle, başkalarını niyetleriyle değil davranışlarıyla değerlendirme hastalığımız vardır.

Erkek nişanlılık döneminden itibaren kendi ailesini kız tarafına kabul ettirebilmelidir. Aksi halde gelin-kaynana çatışması kaçınılmazdır.

Bir kayınvalide beyninde gelinini, benim evladımı elimden almaya gelen bir kişi olarak görürse bu farkında olmadan onun davranışlarına yansır. Bu defa gelin de bu kadın bana niye hain hain bakıyor diye düşünür.

Erkek annesine olan sevgisi dolayısıyla hanımına, anneme niçin böyle davranıyorsun diye sorduğunda kadın otomatik savunmaya geçerek, demek ki kayınvalidem kocamı elimden almaya çalışıyor, demek ki düşüncelerimde haklıymışım diye düşünmeye başlar ve ona uygun davranış modeliyle olayların üzerine daha çok gider.

Hâlbuki bu durumda kadın, kocam annesine olan sevgisi dolayısıyla böyle konuşuyor diye düşünse bir sorun kalmayacak.

Bu durumda iki arada bir derede kalan erkekler nasıl davranmalıdır.

Erkek her olayda müvekkilini haklı gören avukat rolünde olmamalıdır.

Avukat ve savcı gibi değil, hâkim gibi her olayda objektif davranmalıdır.

Modernizmin getirdiği sıkıntılardan biri de kadının cinsel sömürü aracı olarak kullanılmasıdır. Evlilikte temel unsur sadakattir. Dolayısıyla ben evlenirim ama arada bir kaçamak da yaparım diyen kimsenin bu düşüncelerinden kurtulması gereklidir.

Namus kadın için de, erkek için de aynıdır.

Sadakat olmazsa sevgi ve saygı azalır. İnsan sevilmediği yerde kendini mutlu hissedemez.

Feminizmin öncüsü Bety Frett’in yapılan bir mülakatta kadının konforu “bir erkekle sadakate dayalı beraberliktir” demesi ibretlik bir söyleşidir.

Evlenecek kişilerle yaşam felsefesi aynı olmalıdır.

Hangi tip yaşam felsefesine sahip erkekler sadakate önem veriyor, hangisi vermiyor. Bu da insanın söylemleri ile değil yaşantısıyla belli olur.

Asıl olan somut değil soyut zevklerdir. İşte burada aklımıza Mevlana geliyor. Devamlı mütebessimdir. Allah cc. dostudur. Peygamber aşığıdır. Onun bu iç hali ve duruşu nedeniyle insanlar etrafında halka olmuşlardır. En büyük aşk ilahi aşktır. Herkes küçük bir Mevlana olmaya çalışmalıdır.

Sevgi saygı herkeste olabilir. İnsan doğduğunda tüm sevgisini annesine, sonra baba eş akraba vs. yöneltir.

Asıl olan ilahi sevgidir. Dünya hayatının içindeki güzellikler geçici sevgidir, içinde acı tohumlar vardır. Oysa ilahi sevgi içerisinde karşılık görememe ve acı tohum yoktur.

Dünya bir deniz gibidir. İnsan ise gemi gibidir. Gemi içine su almazsa, hareket özgürlüğü vardır. İçine alırsa batar. Dünya sevgisi elimizde olsun ama gönlümüzde olmasın.

Gerçek var oluşa uygun davranmak ancak böyle olur. İnsan dünyada misafir olduğunu unutmamalıdır ve asıl mutluluk ölümden sonraki hayata hazırlanmaktır.

Yararlanılan Kaynaklar: Evlilik Okulu www.akradyo.net

Bu yazı toplam 247 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    BUNLARA BAKTINIZ MI?
    Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Serhad Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : info@serhadhaber.com Faks : info@serhadhaber.com