Bir Kadın Neden Eşinden Soğur, Bir Erkek Neden İçine Kapanır? Evliliklerde Sessizce Büyüyen Kırgınlıkların Ardında Neler Var
BİR KADIN NEDEN EŞİNDEN SOĞUR? BİR ERKEK NEDEN İÇİNE KAPANIR?
Celil Kaplanoğlu’nun Kaleminden
Bir kadın bir sabah uyanıp eşinden soğumaz. Bir erkek de bir sabah aniden suskunlaşmaz. Çoğu zaman bu değişimlerin arkasında yıllarca biriken kırgınlıklar, karşılanmayan beklentiler ve dile getirilemeyen duygular vardır.
Peki, aynı evde yaşayan iki insan nasıl oluyor da birbirinden bu kadar uzaklaşabiliyor?
Bir zamanlar birbirini görmek için sabırsızlanan çiftler, bugün neden birbirine anlatacak söz bulamıyor?
BİR KADIN NEDEN EŞİNDEN SOĞUR?
Bir kadın için bazen en büyük hayal kırıklığı, eşinin yanında olduğu halde kendisini yalnız hissetmektir.
Konuşmak ister, dinlenmediğini düşünür. İlgi bekler, karşılığında ilgisizlik görür. Yaşadığı sorunları paylaşmak ister ama zamanla anlatmanın da bir anlamı olmadığına inanmaya başlar.
Bir süre sonra tartışmayı bırakır.
İşte burada erkeklerin dikkat etmesi gereken önemli bir durum vardır: Bir kadının artık şikâyet etmiyor olması, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmez.
Bazen suskunluk, defalarca anlatılmış ama duyulmamış duyguların sonucudur.
Elbette her kadının hikâyesi aynı değildir. Ancak değersiz hissetmek, güven kaybı, ilgisizlik, sürekli eleştirilmek ve saygısızlık bir ilişkinin duygusal bağını zedeleyebilir.
PEKİ, BİR ERKEK NEDEN İÇİNE KAPANIR?
Toplumda erkeklerden çoğu zaman güçlü olmaları, sorunları çözmeleri ve ailelerinin sorumluluğunu taşımaları beklenir.
Peki, erkek yorulduğunda kime anlatır?
İş hayatındaki baskılar, ekonomik sorumluluklar, ailevi sorunlar ve anlaşılmadığını hissetmek bazı erkeklerin kendi içine çekilmesine neden olabilir.
Bazı erkekler duygularını konuşarak değil, susarak yaşamaya çalışır.
Eşiyle konuşmak yerine televizyona, telefona veya kendi dünyasına yönelir. Tartışmalardan uzak durur, sorulara kısa cevaplar verir ve zamanla aralarındaki iletişim azalır.
Ancak burada önemli bir gerçek var: Bir erkeğin içine kapanması, eşinin onun yaşadığı her şeyi tahmin etmek zorunda olduğu anlamına gelmez. Duyguları ifade etmek ve sorunları paylaşmak da ilişkinin ortak sorumluluğudur.
KADIN ANLAŞILMAK İSTİYOR, ERKEK ANLAŞILMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR!
Belki de birçok evlilikteki en büyük çıkmaz burada başlıyor.
Kadın konuşarak çözüm ararken erkek tartışmadan kaçıyor olabilir. Erkek biraz yalnız kalmak isterken kadın bunu ilgisizlik olarak algılayabilir.
Kadın daha fazla ilgi bekler, erkek üzerindeki baskının arttığını hisseder.
İki taraf da kendi açısından haklı nedenler taşıdığını düşünürken birbirlerinin ihtiyaçlarını görmezden gelebilir.
Böylece küçük sorunlar büyür, basit anlaşmazlıklar derin kırgınlıklara dönüşür.
Oysa bazen bir evliliğin ihtiyacı yeni bir ev, pahalı bir tatil veya büyük hediyeler değil; birbirine ayrılan samimi bir zamandır.
PEKİ, BU UZAKLAŞMA NASIL ÖNLENİR?
Öncelikle eşler birbirlerini suçlamadan dinlemeyi öğrenmelidir.
Bir kadın yalnızca konuşmak değil, gerçekten anlaşılmak isteyebilir. Bir erkek ise yargılanmadan kendisini ifade edebileceği bir ortam arayabilir.
Birbirinin duygularını küçümsememek, sorunları ertelememek, özür dilemeyi bilmek ve karşılıklı saygıyı korumak önemlidir.
Şiddet, tehdit ve aşağılanma gibi durumlarda ise öncelik güvenliktir. Hiç kimse bir ilişkiyi sürdürmek uğruna kendisine zarar verilmesine katlanmak zorunda değildir.
SONUÇ: BİR EVLİLİKTE EN ÇOK NEYİ KAYBEDİYORUZ?
Belki de insanlar evliliklerinde sevgiden önce birbirlerine ulaşma yollarını kaybediyor.
Bir kadın eşinden uzaklaşırken bir erkek kendi içine kapanabiliyor. İkisi de aynı evde bulunuyor ama kimse diğerinin iç dünyasında neler yaşandığını tam olarak bilmiyor.
Unutmayalım: Evlilikte mesele kimin daha çok konuştuğu, kimin daha çok sustuğu değildir. Mesele iki insanın birbirini ne kadar duyabildiğidir.
Çünkü bazen bir kadının sessizliği, bir erkeğin suskunluğu ve iki insanın birbirinden uzaklaşması, çözülmeyi bekleyen büyük bir hikâyenin başlangıcıdır.
ŞİMDİ SÖZ SİZDE!
Bir kadın neden eşinden soğur?
Bir erkek neden içine kapanır?
Sizce evliliklerde asıl sorun sevgisizlik mi, ilgisizlik mi, yoksa birbirini anlayamamak mı?
Celil Kaplanoğlu’nun Kaleminden…