3 Kasım 2026 KonyaParçalı Bulutlu 11°
Dolar49,9992+0,05%Euro56,0106+0,05%Gram Altın6.311,82-0,44%
Son Dakika

USTA İLE SOHBETLER

… AKILSIZ BAŞIN CEZASI

- Usta be!

- Evet?

- Bir soru sorabilir miyim?

- ‘Sorma’ desem, sormayacak mısın?

- Eeeee…

- Hadi geveleme de sor.

- ‘Akılsız başın cezasını ayak çeker’ diyorlar…

- Evet, öyledir.

- Bir türlü anlamış değilim, niye baş çekmiyor da ayak çekiyor…

- Uzun uzun mu anlatayım, yoksa kısa kısa mı?

- Ne uzun ne de kısa… İkisinin ortası olsun.

- Peki, dinle o zaman…

- Dinliyorum.

- Aracı olan birileri Adapazarı’ndan Ankara’ya gidiyor. Aracında cam suyu çok az, ama ‘idare eder’ diye almıyor. Adapazarı’ndan hareket etmeden alsa, en çok 5 TL. Gerede civarında hava iyice soğuyor ve kar yağışı başlıyor. Cam suyu bitiyor ve o kişi Gerede’deki bir mola yerinde durup benzin istasyonundan 20 TL vererek aynı cam suyunu alıyor.

- Niye çok pahalı…

- Pahalı olacak ki ‘akılsız başın cezasını ayak çekecek’…

- Haaaa…

- Üstelik bulduğuna da şükredecek. Ya bulamasaydı?

- Doğru ya…

- İster misin bir örnek daha vereyim.

- Zahmet olacak…

- O yolculuk yapan kişi var ya…

- Evet?

- Kızılcahamam gişeleri civarında bir kaza olduğu için yol saatlerce kapalı kalıyor. O kişi tedbirli davranıp Adapazarı’ndan ihtiyat olarak birkaç tane sandviç alsa, belki hepsine 5 veya 6 lira ödeyecekti. Çok acıktığı için, yolun açılmasını beklerken seyyar satıcılardan sandviçin tanesini 10 liraya almak zorunda kaldı.

- Niye?

- İşte o niye… Akıllı davransaydı problem olmayacaktı. Yola çıkmadan alsa idi iyi olacaktı… Buradan mecburen aldığı için ‘kazık’ yemeyi tercih etti… Kazık yedi ama aç kalmadı. Buna da şükretsin.

- Tamam, usta tamam… Bu kadar yeter.

 

***

… HADDİ AŞMAK

- Usta be!

- Evet?

- Siz kaç yaşındasınız?

- Nee?

- Siz, dedim, kaş yaşındasınız?

- Nereden icap etti şimdi bu?

- Birine yaşını sondum da...

- Eeeee?

- Söylemedi. Sadece 'evlat haddi aştık' dedi.

- Eeeee?

- Sen de aştın mı?

- Sen buradaki ‘haddi aşma’nın ne anlamını biliyor musun?

- Eeee... Şeyyy, Yaniii...

- Evladım, bak… Eskiden Hz. Peygamberden fazla yaşayanlar, O'na nispetle, yani “O’nun yaşadığı ömründen daha fazla yaşım var” derlerdi. Yani ‘had’, onun öldüğündeki yaşıdır.

- Haaaa...

- Peki, yine sorayım: Siz de haddi aştınız mı?

- Çok oldu be evlat o haddi aşalı...

- Olsun… Ömür vericiden daha iyi bilecek halimiz yok ya...

- Evet, öyle...

 

Yazarın Diğer Yazıları